Karanlığın Sol Eli Roman Özeti

Karanlığın Sol Eli Roman Özeti

Karanlığın Sol Eli Roman Özeti

Karanlığın Sol Eli Roman Özeti

Roman, günümüzden yıllar sonra, gezegenler arası ilişkilerin gayet normal olduğu bir yaşamda geçmektedir. İnsanlar artık “Eski Arz” denilen günümüzün dünyasında değil (çünkü çeşitli felaketler sonucunda bu dünya yok olmuştur); Terra denilen yeni bir gezegende yaşamaktadır. Yine de bu gezegen, insanların yaşadığı tek gezegen değildir. İnsanlık, bunun gibi pek çok dünyaya dağılmıştır. Nihayet insanlar, birbirinden onlarca yıl uzaklıkta bulunan söz konusu gezegenler arasında ticari, siyasi ve kültürel bir işbirliği yapma ihtiyacı duymuşlar; böylece Terra gezegeni öncülüğünde Ekumen denilen bir birlik kurma yoluna gitmişlerdir. Genli Ai, Gethen gezegenini Ekumen topluluğuna katılmaya ikna etmek için gönderilmiş bir elçidir.

Gethen, sürekli kış mevsimini yaşayan, oldukça ilginç bir gezegendir. Orgoteyn ve Karhide adındaki iki ayrı krallığa ayrılmış olan Gethen’in en dikkat çekici özelliği insanların cinsiyetsiz olmasıdır. Gethen halkı, kemmer denilen çiftleşme dönemlerinde cinsel yakınlık duydukları kişiye göre kadın ya da erkek olabilmektedir. Kemmer sürekli olmayıp ayın belirli günleri ile sınırlıdır ve bu günleri insanın biyolojik yapısı belirler. Cinsiyetin olmadığı böyle bir toplumda yasal aile kurumu da yoktur; burada aile, bir gelenektir. İnsanların tek eşliliğe meyilli olduğu Gethen’de çokeşlilik de mevcuttur. Her insanın çocuk doğurabilme yetisine sahip böyle bir dünyada soy doğal olarak anadan gelir. Burada cinsellik bastırılmayıp ihtiyaçlar rahat bir şekilde giderilir; bu yüzden de toplumun gündelik hayatı içinde cinsellik ve bunun tetiklediği olgular bulunmaz. Gethen, tüm yaşayışını; sanayi üretimini, tarımını ve ticaret gibi unsurlarını somer – kemmer çevrimine göre ayarlamak zorundadır. Ne de olsa insanlar, kemmere girdikleri vakit adeta bir çılgın gibi çiftleşmek istemektedir. İnsanların çift cinsiyetli olmaları, cinsiyet ayrımınından doğan farklılıkları ortadan kaldırmakta, zahmetlerin eşit bölüşülmesini sağlamaktadır. Dahası; Gethen’de Ödip kompleksi, tecavüz ve cinselliğe takılı kalma gibi şeyler görülmez.

Genli Ai, Gethen’de ilk olarak Karhide’ye inmiştir. Görevine buradan başlayıp Karhide krali Argaven’i Ekumen’e katılmaya ikna etmek için çalışmalara başlamış; bunun için de başbakan Estraven’den büyük yardımlar görmüştür. Ne var ki Genli Ai’nin başkent Erhanrang’daki bu etkinliği, krallığı Ekumen’e katılma konusunda ikna etmek isteyen başbakan Estraven’in kral tarafından hain olarak ilan edilip görevden alınması, kısa süre içerisinde de ülkeyi terk etmediği takdirde vurularak öldürülmesi emriyle kesintiye uğrar. Bunun üzerine Genli Ai, tıpkı Estraven gibi, komşu krallık Orgoteyn’e geçer.

Orgoteyn’de Genli Ai’nin coşkuyla karşılanması, ondan daha önce buraya gelen ve Karhide’nin eski başbakanı olması dolayısıyla hükümet yetkililerinden saygı gören Estraven sayesinde olmuştur. Ekumen fikrine kendisini adayan Estraven’e göre Gethen’deki iki krallıktan birinin Ekumen’e girmesi, doğal olarak kısa süre içerisinde diğer krallığın da katılımını sağlayacaktır. Dolayısıyla ilk olarak Karhide’nin mi yoksa Orgoteyn’in mi Ekumen’e gireceği önemsizdir. Asıl önemli olan şey, Gethen’in Ekumen’e katılımıyla insanlığın kazanacak olmasıdır.

Genli Ai’nin Orgoteyn’de coşkuyla karşılanması, buranın Ekumen’e bir an önce katılmak istediği anlamını taşımamaktadır. Çok geçmeden Estraven ve Genli Ai, Ekumen hakkındaki bilgilerin toplumdan sistematik bir biçimde gizlendiğini anlar. Dahası; Genli Ai, bir gün sebepsiz yere tutuklanıp cezaevine gönderilir. Estraven ise, uğruna kariyerini hiçe saydığı Ekumen’in başarılı olması için Genli Ai’yi hapisten kurtarır. Tek çare, bir an önce Orgoteyn’den kurtulup şartların biraz daha iyi olduğu Karhide’ye varmak; ardından Genli Ai’nin telsiz yardımıyla yardım aracını çağırmasıdır. Böylece Terralılar ve Gethenliler yüz yüze görüşebilecek, aradaki güvensizliğin ortadan kalkmasıyla pek çok gezegenin üye olduğu Ekumen topluluğuna Gethen de katılacaktır. Tabi ki bunun için -40 dereceye kadar düşen bir havada, buzullarla ve dağlarla kaplı bir arazide kızakla ve yürüyerek, bazen de tırmanarak yaklaşık 840 mil yol gitmek gerekmektedir. Genli Ai ve Estraven, bu yolculuğa cesaret ederler.

Karhide’ye uzun bir yolculuk yapan bu iki kişinin arkadaşlığı dostluğa dönüşür. Ne var ki Estraven, Karhide sınırları içerisinde, bir hain olduğu gerekçesiyle vurulur. Ekumen uğruna hayatını feda eden Estraven, Gethen’in Ekumen’e katıldığını göremeden, Genli Ai’nin kollarında ölür. Çok geçmeden Genli Ai, hedeflerini bir bir gerçekleştirir.

Karanlığın Sol Eli Arka Kapak

“Bilim kurgu”nun en önemli iki ödülü olan Hugo ve Nebula’yı kazanarak kısa zamanda türünün klasikleri arasına giren Karanlığın Sol Eli, dünyamıza çok benzeyen Kış adlı bir gezegende geçmektedir. Bu gezegende, yılın en sıcak zamanlarında bile yarı-kutup iklimi yaşanmaktadır ve tüm sakinleri çift cinsiyetlidir (androjen). Cinsel kimliğin bir statü ya da güç aracı olarak kullanılmadığı bu gezegende, kişiler yılın belli bir döneminde o anki hormonal durumlarına göre erkek ya da kadın olmaktadırlar.

Öyle ki, birkaç çocuk doğurmuş bir anne daha sonra başka çocukların babası olabilmektedir. “Arkadaşlık” ve “sevgililik” arasındaki “boşluk” anlamsızlaşmış; insan düşüncesini belirleyen düalizm eğilimi azalmış; insanlığın güçlü/zayıf, koruyucu/korunan, hükmeden/hükmedilen, sahip olan/sahip olunan gibi ikiliklerini oluşturan temeller zayıflamıştır. Cehaletin, şimdinin, mevcudiyetin ilerlemeden daha gözde olduğu bir gezegendir Kış. Bir gün Kış’a uzaydan bir erkek elçi gelir ve onların da katılmasını istediği bir gezegenler birliğinden söz eder… Elçinin gelişiyle birlikte yerli ile yabancı, erkek ile dişi, benzerlik ve benzemezlik, parça ile bütün arasındaki ilişki ve çelişkiler insanlardaki karşılıklarını bulup yaşamaya başlar…

Karanlığın Sol Eli Konusu

Karanlığın Sol Eli, Amerikalı yazar Ursula K. Le Guin’in 1969’da yayımlanan bilimkurgu romanı. “En İyi Roman” dalında Hugo ve Nebula ödüllü roman 1975 yılında Locus dergisi tarafından düzenlenen yarışmada üçüncü sırayı almıştır. Hain Döngüsü’nün parçası olan roman, Ekumen adlı gezegen topluluğunun elçisi olarak Terra’dan Gethen’e gönderilmiş Genly Ai’nin başından geçenleri konu almaktadır.

Karanlığın Sol Eli İnceleme

Gezegenler Birliği Ekumen’in Kış’a gönderdiği Elçi Ai’nin amacı Kış gezegeninin Ekumen birliğine katılmasını talep etmektir. Kış dediğimiz gezegende sıcaklık genelde sıfırın altında seyrediyordur. Teknoloji gelişmemiştir.Kışta cinsiyet kadın erkek diye ayrılmıyor; bir aylık süre zarfında çoğunlukla cinsiyetsiz yani ‘somer’ durumunda olup, çiftleşme zamanında hormonal durumlarına göre ‘kemmer’e geçip kadın veya erkek olabiliyorlar. Bu gezegende cinsiyetsiz bir yaşam var ve bu yaşam gezegeni toplumsal ve siyasi şekillendirmiştir. Elçi Ai’nin Kış’taki Karhide ve Commensal ülkeleri arasındaki siyasi çekişmelerin içinde onları ikna etme çabaları ve bu iki ülke arasında yaptığı yolculukları anlatıyor. Kitabı okurken ‘erkek’ Ai’nin anlattığı kısımlar ile ‘cinsiyetsiz’ Estraven’in anlattığı kısımlar arasındaki farkı görüp, acaba diye kendinizi sorgulayacaksınız.

Karanlığın Sol Eli Okuyucu İzlenimi

İyi bilim kurgunun iyi edebiyat oldu söylenir hep. Bunun en iyi örneklerinden birisi de Le Güin’in “Karanlığın Sol Eli adlı romanı kanımca.

Bir dünya düşünün, her yanı karla, buzla kaplı, ortalama sıcaklığın çoğunlukla eksi değerlerde olduğu, her zaman soğuk bir dünya; “Kış” gezegeni. Yazlar ve ilkbaharlar kısacık ve bildiğimiz anlamda mevsimler değil. Baharda her yan yemyeşil kesilip, yazın güneş yakmıyor. Yüksek teknoloji ürünü hiçbir şey yok. Maddi ve teknolojik ilerlemeler o kadar yavaş ki binlerce yıl sürüyor. Uçak, tren, gemi denen şeyden kimsenin haberi yok. Elçinin sorusuna verilen yanıt şudur;

“Hangi aklı başında adam uçmayı düşünebilir ki?”
Hiçbir kanatlı canlının bulunmadığı ve Yomesh’in kutsal meleklerinin bile uçmayıp karda yavaşça düşen kar taneleri gibi süzülüverdikleri bir dünyada makul bir yanıttı bu.s. 218

Gezegende yönetim biçimleri, yaşam felsefeleri farklı insan toplulukları, ülkeler var. İnsanların tümü yerel tabirle; “somer”, cinsiyetsiz. Ayları 26 gün. Bir aylık sürede, sadece kısa bir dönemde, (4-6 gün) hormonal dengeleri belirli bir cinsiyete evrilip, kadın veya erkek oluyorlar.

Cinsiyetsiz yaşamın toplumsal, siyasal etkileri, toplumu, toplumdaki bireylerin hayata, yaşadığı dünyaya bakışlarını nasıl şekillendirdiği inandırıcı bir örgüyle oluşturulmuş öyküde. İnsanın doğar doğmaz edindiği ilk kimliksel özelliği genelde cinsiyeti oluyor. Doğan bebek ile ilgili ilk sorduğumuz soru bu genelde. Ve yetiştirilme programları öncelikle bu cinsel belirlemelerle yön kazanıyor.

Galaksiler arası birlik, Ekümen’in Kış gezegenine gönderdiği elçi, Ai ilk topluluğa katılma çağrısını yaptığı Karhide’de kuşku, korku ve çekingenlikle karşılanıyor. Gezegendeki siyasal yapılanmalar, dünyadaki bazı siyasal yapılanmalarla örtüşüyor. Karhide’deki siyasal yapı, Kralın, onun altında Başkan’ın olduğu bir sistem. Elçinin Ekümen’e katılım çağrısı sonuçsuz kalınca gizlice oradan ayrılıp, başka bir ülkeye geçiş yapıyor. Commensal, kollektif yaşamın uygulandığı, bir ülkedir. Buradaki siyasal yapının özünde de bürokratik çekişmeler, üstü örtük bir baskı ve sansür yatmaktadır. Başlarda elçiyi coşkuyla karşılarlar. İki ülke arasında politik çekişmeler yaşanmaktadır. Elçinin sunduğu teklifi kendi aralarındaki çekişmelere dayanak yapıp, beklenen Ekümen’e katılım kararını oy birliğiyle alamazlar. Politik kavgalar daha da şiddetlenir. Yönetim değişir. Elçi tutuklanır. Bir çalışma kampına gönderilir. Ölmek üzereyken Estraven adındaki eski Karhide başkanı, (elçi kaçmak zorunda kalırken kral tarafından sürgün edilmiştir) tarafından kurtarılır. Bizim kutup bölgesi koşulları olarak tanımlayabileceğimiz yollardan, 800 millik bir yolu kat ederek, Karhide’ye tekrar giriş yaparlar.

“Dokumacı’yla konuşmak istersiniz herhalde. Şu anda açıklıktadır, tahta kızaklarla gitmediyse tabii. Yoksa Bekarlar’dan biriyle mi konuşmak istersiniz.”

“Bilemiyorum. Son derece cahilim.”

Genç adam güldü ve eğilerek selam verdi. “Onur duydum!” dedi. “Üç yıldır burada yaşıyorum ama hala sözünü etmeye değer bir cehalet edinemedim.” s.59

Elçi Kış gezegeninde sığınacak bir yer ararken “Öndeyiciler” adlı bir topluluğun olduğu, (mistik uygulamalarla gelecekten veya yaşanan zamandan bilinmesi olanaksız soruları yanıtlayabilen) bir yere gelir. Bir inzivaya çekiliş yeridir burası. Bu inziva sonrasında içlerinden bazıları açıklanamayan yetiler kazanır. Bunların en yeteneklileri olan Faxe, bir yönüyle doğu dinlerinin mistik arınmışlarının temsilcisi gibidir.

“Bizler, buraya, İnziva’ya en çok hangi soruların sorulmayacağını öğrenmek için geliriz.”
“Ama sizler cevap verenlersiniz.”
“Hala anlamadınız mı, Genri? Öndeyi sanatını neden geliştirdiğimizi anlamadınız mı?”
“Hayır…”
“Yanlış soruların cevabını bilmenin ne kadar yararsız olduğunu göstermek için.”
………….

[i]“Bilinmeyen” dedi Faxe’nin ormanda çınlayan yumuşak sesi,
“Önceden görülmeyen, kanıtlanmayan, hayat bunlar üzerine kuruludur. Cehalet düşüncenin temelidir. Kanıtsızlık eylemin temelidir. Tanrı’nın olmadığı kanıtlansaydı dinler olmazdı, ne Handdra, ne Yomeshta, ne de ocak-tanrıları, hiçbiri. Ama Tanrı’nın olduğu kanıtlansaydı da gene dinler olmazdı… Söylesenize, Genri, nedir bilinen? Kesin, tahmin edilen, kaçınılmaz olan sizin ve benim geleceğimize dair bildiğimiz tek kesin şey nedir?”
“İkimizin de öleceğimiz.”

“Evet, işte, cevabı olan bir tek soru var, Genri ve o yanıtı da zaten biliyoruz. Hayatı mümkün kılan şey sürekli, dayanılmaz belirsizliktir, yani bir sonra ne olacağını bilememek.” s.69

Roman, gelişen anlatımı boyunca çokça; cinsellik, erkek-kadın olmanın insanı nasıl değiştirdiği üzerinde düşündürüyor. Kış gezegeninde hatırlanan, bilinen hiçbir kitlesel savaşın olmaması, savaşların hiç bitmediği dünyamızın ütopik bir yorumu gibi duruyor. Zaman zaman, dünyayı kadınlar yönetseydi, dünyada savaşlar olmazdı veya daha az olurdu gibi önermelerle karşılaşıyoruz. Ama sanıyorum bunun doğruluğunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Dünyaya cinsiyetimin belirleyici gözüyle bakıyorum. Bu bakışın ötesine nasıl geçebileceğim konusunda hiçbir fikrim yok. Çünkü bu “empati” kavramında başka bir şey olmalı. Romanın içerisinde yer yer bu cinsiyetsiz bakış açısıyla, erkek olan elçinin bakış açısı karşılaştırılıp, aradaki aşılmaz engeller vurgulanıyor.

Sözü fazla uzatmak istemiyorum. “Karanlığın Sol Eli” beni ince, ilerlemesi güç bir konuda düşündürdü, düşündürüyor.

Kitabın adı şu şiirden geliyor;

“Işık karanlığın sol elidir
karanlık da ışığın sağ eli.
ikisi birdir, yaşam ve ölüm, yan yana
yatarlar kemmerdeki sevgililer gibi,
tutuşmuş eller gibi,
sonuçla yol gibi.

Karanlığın Sol Eli Okuyucu Yorumları

Kitabı okunacaklar listesine aldım. Bugün Hande Öğüt’ün verdiği feminist eleştiri konulu bir seminere katıldım. Orada, kültürel feminizmden bahsederken Androjeni kavramına değindi Hande Öğüt. “Androjen gelecek, ütopyanın umudunu yansıtır.” derken, kavramı tek bir cins olarak yazmanın kısıtlayıcı ve öldürücü bulunmasından doğan bir tepki anlamında ele aldı. Ve bu kavrama örnek olarak da Virginia Woolf ile beraber Karanlığın Sol Eli romanını verdi.

Bir ay kadar sonra Ursula Le Guin okumaya başlayacağım. Yazarın kitaplarını arka arkaya okumak gibi bir düşüm var.  Sıralama önerileriniz olursa çok memnun olurum.

Kitabı az önce bitirdim. Burada konu edilince özel sipariş üzerine edinmiştim. Ursula’nın bilim kurgu yapıtlarına özel bir hayranlık beslerim eskiden beri. Benim için farklı olan yanı; bir dünya anlattığında, düzenini, yönetimini, dilini, kültürünü, folklörünü, mitlerini ve bir çok ayrıntıyı da, bu bütünün içinde ayrı ayrı kurgulamış olmasıdır.

İçinde bulunduğumuz Arzın( Dünya), başka bir olanağını da barındırır,düşündürür, hayal etmeye devam etmemizi, yaşadığımız dünyayla kıyaslamamızı ve neyin eleştirilecek veya değiştirileceklerden olduğunu görmemizi sağlar.

Bir tek zihnimde canlandıramadığım “Kış” gezegeninde yaşayan androjen insanların yüzleri oldu.Daha çok erkeğe benzediklerini varsaydım.Onun dışında her şey bizim dünyamızda olup bitiyor gibiydi.

Romanları altını çizerek okuyan var mıdır bilmem ama, ben bu romanın bayağı bir yerini çizdim.İkinci dönüşte, olay örgüsünün merakına kapılıp, daha iyi değerlendiremediğim yerler üzerinde daha uzun düşünmek için.

Yazıyı hazırlayan arkadaşıma ayrıca teşekkür etmek istiyorum.

“Soru ne kadar belirli ve sınırlı olursa olsun cevap da o kadar kesin olur” dedi. “Belirsizlik belirsizliği doğurur. Ve tabii bazı sorular cevaplanamaz.”

Ursula K. Le Guin’in hemen hemen herkese tavsiye ettiğim kitabı. Son derece özgün bir konuya sahip ve okuyucuyu gayriihtiyari düşünmeye sevk ediyor.

Yazar kitapta cinsiyetsiz bir toplum kurgulamış. Cinsiyetsiz bir toplum yaratma fikri gerçekten son derece etkileyici bir fikir. İtiraf etmeliyim ki, böyle bir şeyi daha önce hayal dahi etmemiştim. Şimdi ise cinsiyetsiz bir toplumun nasıl sonuçlara gebe olacağını az çok kestirebilir haldeyim. Gerçekten de cinsiyetsiz doğsaydık ikili ilişkilerimiz nasıl olurdu hiç düşündünüz mü? Ya da kitapta olduğu gibi, belirli zaman dilimlerinde kadın belirli zaman dilimlerinde erkek olsaydık hayatımız nasıl şekillenirdi hiç merak ettiniz mi?

Düşünün; birilerinin bebeği olduğunu öğrendiğimizde ilk aklımıza gelen soru ne oluyor? Ben cevaplayayım: O bebeğin cinsiyetinin ne olduğu sorusu oluyor. Gerçekten de insanın doğar doğmaz edindiği ilk kimliksel özelliği genelde cinsiyetidir. Bebeğin ismini bile cinsiyetinden sonra soruyoruz. Yazar adeta kitap boyunca bunu eleştiriyor.

Cinsiyetsiz bir yaşamın toplumsal, siyasal etkileri, toplumu, toplumdaki bireylerin hayata, yaşadığı dünyaya bakışlarını nasıl şekillendirdiğini merak ediyorsanız okuyacağınız en doğru kitap bu kitaptır.

Biraz da konuya değinmek gerekirse; kitap her yanı karla, buzla kaplı, her zaman soğuk bir dünya; “kış” gezegenini anlatıyor. Gezegende yönetim biçimleri, yaşam felsefeleri farklı insan toplulukları ve ülkeler var. İnsanların tümü yerel tabirle; “somer”, yani cinsiyetsiz. Aylar 26 gün. Bir aylık sürede, sadece kısa bir dönemde, (4-6 gün) hormonal dengeleri belirli bir cinsiyete evrilip, kadın veya erkek oluyorlar. Bu sebepten olsa gerek bu gezegende cinsiyetten doğan hiçbir statü farkı yok. Ne erkeğin kadına ne de kadının erkeğe bir üstünlüğü söz konusu. Bu çerçevede işlenen konular genel olarak politik, sosyolojik ve felsefi konulardan oluşuyor.

Özellikle kitabın içerisinde yer alan politik göndermelere ve felsefi bakış açısına hayran kaldım. İncelememin başında da söylediğim gibi soran herkese tavsiye ettiğim bir kitap. Mutlaka okuyun.

Ursula K. Le Guin – Karanlığın Sol Eli Özet

Kitabın Yazarı: Ursula K. Le Guin
Kitap Türü: Yabancı Romanlar, Bilimkurgu Romanları, Fantastik Romanlar, Feminist Bilimkurgu
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Yayınlandığı Yıl: 2013
Sayfa Sayısı: 304
ISBN: 9789755390444
Orjinal Adı: The Left Hand of Darkness
Çeviren: Ümit Altuğ
İlk Yayınlanma Tarihi: Mart 1969
Karakterler: Genly Ai, Estraven, Argaven XV, Obsle, Thessicher, Faxe, Tibe
Aldığı Ödüller: Nebula En İyi Roman Ödülü, Hugo En İyi Roman Ödülü, Otherwise Award, Gaylactic Spectrum Award Hall of Fame

Ayrıntı YayınlarıBilimkurgu RomanlarıFantastik RomanlarFemisinit BilimkurguKaranlığın Sol EliKaranlığın Sol Eli Kitap ÖzetiKaranlığın Sol Eli ÖzetKaranlığın Sol Eli Roman ÖzetiKitap ÖzetiKitap ÖzetleriRoman ÖzetiRoman ÖzetleriUrsula K. Le GuinYabancı Romanlar

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.