İşte İnsan Roman Özeti

İşte İnsan Roman Özeti

İşte İnsan Roman Özeti

İşte İnsan Roman Özeti

Karl Glouger, kitabın ana kahramanıdır. Karl, kendini agnostik olarak tanımlasa da din üzerine oldukça kafa yormakta ve araştırmalar yapmaktadır. Üzerinde en çok kafa yorduğu konular ise İsa’nın kökeni, yaşanılan süreç ve tüm bunların gerçek olup olmadığıdır. Ünlü psikiyatr Jung ’un teleolojik fikirlerinden etkilenerek araştırmalarını sürdürmüş, okumalar yapmış ve Jung ‘un fikirleri üzerine oluşturulan bir tartışma grubuna katılmıştır. İşte her şey bu noktada başlamıştır. Karl, bu toplantılar sırasında bilim insanı James ile tanıştı. James, Karl’a beklemediği yakınlığı göstererek onu evine, büyük çalışmasını görmeye davet etti. Karl, James’in evine gittiğinde gözlerine inanamadı çünkü ortada gerçekten de bir zaman makinesi vardı. Bu zaman makinesi şimdilik yalnızca geçmişe gidebiliyordu.

James, deneylerini şimdilik yalnızca hayvanla sürdürmektedir. İhtiyacı olan insan bir denektir. Karl’a denek olmayı isteyip istemediğini sorar. Karl, ilk başta düşüneceğini söylese de James’in oldukça yakın tavırlarından rahatsız olur ve telefonla kabul etmediğini bildirir.

Karl’ın hayatında Monica isimli bir genç kız vardır. Monica oldukça zeki bir terapisttir. Karl’ın aksine din fikrine iğreti ile yaklaşır ve bu konuda ağır cümleler sarf eder. Karl ile bu konularda derin ve ateşli tartışmalara tutulurlar. Monica, bir gece geldiğinde bir kadınla beraber olduğunu ve Karl ile ilişkisinden tatmin olmadığını söyler. Karl için her şey daha farklıdır. James’i arayıp teklifi tek bir şartla kabul edebileceğini söyler: Gideceği yeri ve zamanı kendisi seçecektir.

Karl Glouger, gözünü açtığında kendini neredeyse paramparça olmuş makinenin içinde buldu. Her yeri ağrıyordu. Bunu neden yaptım? Diye kendisine sormadan edemiyordu. Biraz kendine geldiğinde taşındığını hissetti. Sonrası yine yok. Gözünü tekrar açtığında kendini M.S. 29’da buldu. Gerçekten de kutsal topraklardaydı. Onu bulanlar Esseniler adında bir kabilenin mensuplarıydı. Kabileden kişiler onun kim olduğunu sorguladığında Karl adının bu çağ için uygun olmadığını düşünerek adının Emmenuel olduğunu söyledi. Anlaşmaları ilk başta epey güç oldu çünkü Karl, Aramice dilini birkaç kelime dışında bilmiyordu. Kabilenin başı Yahya adında bir adamdı. Yahya, bu yabancının gelişiyle umuda kapıldı. Beklediği işaretin geldiğini düşündü. Karl, ona bir peygamber, büyücü, kahin olmadığını anlatmaya çalışsa da inancını kırmak oldukça zordu. Karl’ın aklında tek bir şey vardı: Nasıra’ya yolculuk edip Yusuf ve Meryem’in oğlu İsa’yı bulmak. Karl kaçmayı başararak Nasıra’ya ulaştı fakat işler hiç beklediği gibi gitmiyordu. İsa hiç de bilindik birisi değildi, Yusuf da öyle. Neyse ki sonunda Yusuf ve Meryem adında bir çift olduğunu öğrendi ve yola koyuldu. Eski püskü bir evde sıradan bir adam ve kadınla karşılaştı. Karl, İsa’yı aradığını söylediğinde karşısına çıkan bir ulusun Mesih’i olacak kişi nitelikleri şöyle dursun kendine bakmaktan aciz bir çocuktu. Ailesi tarafından sevilmeyen dışlanan fakat bunların pek de farkında olmayan bu çocuğu görünce Karl adeta yıkıldı.

Karl, bir köşkte misafir edilirken Essenilerden haber geldi. Yahya öldürülmek üzereydi ve son bir kez yardım istiyordu. Hayatını kurtaran adamı bir kere yüz üstü bırakmıştı Karl, şimdi onu kurtarabilirdi fakat bu tarihi değiştirmek olurdu. Karl, tarih değişmesin diye tarihin gidişatı hakkında vaazlar verirken halk onu peygamber belledi. Karl’ın ünü yayıldı da yayıldı. Karl, M.S. 29’da kendi sonunu hazırlamıştı. Romalı muhafızlar tarafından çarmıha gerildi. Elleri ve ayakları çivilerle sabitlendi. Dün ona biat edenler bugün neredeyse alkış tutacaktı. “Tüm bunlar gerçek olamaz” diye düşündü Karl. Monica’nın sesini duydu: “Zayıflık ve korku, Karl, seni buna iten buydu. Şehitlik bir kendini beğenmişliktir.”

İşte İnsan Diğer Özet

Kitabımızın ana karakteri Karl Glogauer, hem aile hayatında hem de toplumsal hayatta çeşitli sorunlar ile boğuşan birisi. Özellikle toplum kısmında kendi kişiliği ile problemleri olan, Jung takipçisi, nevrotik bir hayata mahkum bir çeşit mazoşist. Asla iç huzura ulaşamayan, dini anlamda da geçmişte yaşadığı travmatik olaylar sebebiyle kafası karışık. Çok fazla karamsarlık sıraladım sanırım. Buna bir de annesi ile bitmeyen sorunları tüy diker. Bunca şeyden sonra adamımıza yaşayacak bir neden kalmıyor değil mi. Gerçekten öyle mi peki?

Jung ile ilgili bir sohbet gurubunda tanıştığı, kaçık bir bilim adamının en son oyuncağı için aday olduğu anda hayat amacını bulmuş olur. Sürekli olarak insanlarla tartıştığı, kafasını karıştıran İsa peygamber meselesine açıklık getirmek için bir yolculuğa çıkar. Milattan sonra 29 yılında gerçekleştiğini okuduğu, öğrendiği gerçeklere tanık olmak için harekete geçer…

Ve kendisini M.S. 28 yılında bulur. Tam olarak istediği zaman olmasa da istediği yerdedir. Şimdi tek yapması gereken tanık olmaktır. İşler beklediği gibi başlamaz ancak beklemek ve görmek zorundadır. Neler oldu, İsa gerçekten neler yaşadı? Ancak gerçekler anlatıldığı gibi olmak şöyle dursun… Burada duralım. Kitabın kapağını açmak için bende yeterli sebebimiz olmuş durumda.

Karl, çocukluğundan itibaren her türden maddi ve manevi sorunun ortasında yaşamış birisi. Doğuştan kaybeden. Ne aile ne de okul hayatı yolunda gitmez, üstüne bir de duygusal hayattaki mağlubiyet eklenir. Jung okumaları ile din konusunda gittikçe muğlak hale gelmiş bir zihin. Üstelik bir dünya savaşı çocukluğundan önce bir diğeri ise yetişkinliğinde bitmiş. Dünya yaralarını sarmakla meşgul. Nevrotik olmak için yığınla sebebi var anlayacağınız.

Peşinde olduğu şey ise kitaplarda ‘kurban edilen bir peygamber’ olarak geçen İsa’nın başına gelenleri kendi gözleriyle görüp içini rahatlatma isteği. Okudukları ve şüphe duydukları gerçek mi. Hristiyanlık denen inanç sisteminin en önemli argümanı gerçek mi. Çocukluğundan bu yana bunun travması ile yetişmiş birisinden bahsediyoruz. Bilmek zorunda.

İşte İnsan Açıklama

Şimdiye kadar okuduğunuz bilimkurgu metinlerini gözünüzün önüne getirin. Hatırladığınız kadarıyla çoğunluğu gelecekte geçen sayfalarla doluydu. Ya yakın gelecek dediğimiz mantıklı sınırlar içerisinde ya da yüz yıllar, bin yıllar ileride. Bilimkurgu bunu çok sevse de zaman faktörü için gözümüzü sadece ileriye dikmemiz gerekmez.

Geçmiş zaman dediğimiz, tarih kitaplarına konu olan hatta tarih kelimesinin sebebi olan zaman dilimde geçen bir bilimkurgu kitabı ne kadar ilginizi çeker. Şahsen ben direk üstüne atladım. Ciddiyim. Bu yazıda bahsedeceğim kitap dilimizde ikinci kez yayınlanıyor. Her iki baskıyıda severek okudum. Michael Moorcock ismini bu sitede çoğunlukla Elric yazıları ile andık. Ancak İşte İnsan adlı kitabı ile bilimkurgu tarihinin en cesur metinlerinden birini kaleme aldığını söylememek olmaz.

İşte İnsan Kısa Özet

Karl Glouger isimli bir ana karaktere sahip olan romanda ana tema zaman makinesi ile geçmişe doğru yapılan bir yolculuk üzerine kurulu. Glouger, problemli bir çocukluk yaşasa da, sürekli araştıran, merak eden ve din üzerine kafa yoran Musevi bir gençtir. En çok merak ettiği konulardan biri ise İsa düşüncesinin kökeni, İsa’nın öldüğü dönemdeki dünyanın nasıl bir yer olduğu ve insanların İsa hakkında neler düşündükleridir.

Bir terapi grubunda yer alan Glouger, psikolojiye de ilgi duymakta ve bu bilim dalı üzerine okumalar yapmaktadır. Burada tanıştığı bilim insanlarından birinin cansız varlıkları zaman makinesi ile geçmişe gönderebildiğini fark eder. Sonrasında canlı varlıklara geçen bilim insanı işe ilk etapta hayvanlarla başlar ve sonra sıranın insanlara geleceğini belirterek ona ilk denek olmak isteyip istemediğini sorar. Bu teklifi kabul eden Gloguer, kendini bir anda M.S. 29’un dünyasında, Kutsal Topraklar’da, Esseniler adında bir kabile içinde bulur. Aklındaki soruları cevaplamak üzere, Nasıra kentine ulaşmak amacıyla bir yolculuğa çıkan Karl Glouger, geçmiş çağların insanlarınca farklı kavramlarla anılmaya başlar ve bu durum onu gitgide korkutur.

İşte İnsan Kitap Eleştirisi

İşte İnsan, kaybolmuş ve arayışta bir genç olan Karl Glouger’in zaman makinesiyle milattan sonra 29 yılına; Hz. İsa’nın son aylarına ve çarmıha gerilişine şahit olmaya gidişini anlatıyor. Bu olaylara tanık olarak, en azından aklındaki bazı sorulara cevap bulabileceğine inanıyor.

Kurguda Karl’ın kendi yaşadığı dönem ile zaman makinesiyle vardığı dönem arasında sık sık geçişler yapılıyor. Bu geçişler, Karl’ın iç dünyasını anlamaya bir olanak sağlıyor.

 Açıkçası, kitabın arka kapağını okuduğumda bilim kurgu soslu bir Hesse eseri okuyacağımı sanmıştım, ancak yanılmışım. Öte yandan, güzel bir yanılgıydı bu. Tarihe şahit olmak amacıyla zaman yolculuğu yapılışı da Connie Willis’in Kıyamet Kitabı’nı hatırlattı.

   Kitapta üzerine düşünülebilecek ilgi çekici noktalara değinilmiş. Ancak bazı yerlerde sorgulamaların biraz sert bir dille yapılması sebebiyle dini hassasiyeti olan okurların belki rahatsız olabileceğini düşünüyorum.

Kitaptan birkaç alıntı verip bunlar üzerine birkaç şey yazmak istiyorum.

   “Monica. İçimde bir şey eksik…”
   “Ne tür bir eksiklik?”
   “Yani; belki bir eksikliğin eksikliğidir, bilmem anlatabiliyor muyum?”

“Eksikliğin eksikliği” tabirinin aslında birçok insan için geçerli olan bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum. Her şeyin görünürde tastamam olmasına karşın, insanın huzura varamaması, bir tür arayış içinde oluşu ve bunun sebebini bilmeyişi… Eğer açıklanabilir bir sebep olsaydı, en azından ortada bir gerekçe olması sebebiyle daha rahat hissedilebilirdi belki. Bu arayışın sebebi olarak söylenebilecek şeyler de mevcut, insan olmanın özüyle ilgili misal; kimliğini keşfetme, merak, öğrenme arzusu…

“Korku olmadan din hayatta kalamaz.”

Korku olmadan dinin hayatta kalamayacağına katılsam da, sadece korkunun bir dini yaşatmak için yeterli olacağına inanmıyorum; bir teselliye, vaade de ihtiyaç vardır dinin sürdürülebilmesi için. Dünyadaki zorlukların verdiği korku, yüce bir güce sığınma ihtiyacı doğurabilir ancak zorlukların ortadan kalkışı, dinin terk edilmesine sebep olabilir. Bu durumda da inanılan gücün muhtemel gazabından kaynaklanan korku ve o gücün vaatleri, kişinin dinden çıkmasına engel olabilir.

“İnsanlar ihtiyaç duyduğu zaman akla hayale gelmeyecek başlangıçlara sahip büyük bir din yaratabilirler.”

“Fikir mi önce gelir, gerçeklik mi?” tartışmasında geçen bu kısım, bence de Karl’ın dediği gibi “fikir önce gelir” savını desteklemekte. Kaldı ki tüm dünyaya tanıtılmış/kabul ettirilmiş çeşitli kavramlar veya düşünce akımları da aynı bağlamda düşünülebilir.

Kitabın kapak tasarımına bayıldım, Ozan Korkut’un ellerine sağlık. AĞIR SPOILER! Kiliselerdeki vitrayları temsil eden bir tasarım, ancak çerçevenin bir nevi imkansız şekil oluşturarak zaman yolculuğunun yol açtığı paradoksa işaret edişi; elinde İsa maskesi bulunduran İsa, Karl’ın İsa personasıyla bütünleşmesi… Hay Allah’ım, aklıma Scooby Doo’yu da getirmiyor değil (nasıl nöron bağlantıları bunlar). Tüm kitap boyunca Karl’ın arayışına ortak olup en sonunda İsa maskesini kaldırıp altında yine Karl’ı buluşumuz…

Kitap, önceden Phoenix Yayınları’ndan çıkmıştı, ancak “İşte O Adam” adıyla. Kitabı biraz inceleme fırsatım oldu kitapçıda. İsim farkı nereden kaynaklanıyor diyecek olursanız, Yuhanna İncili’nde İsa’nın başında dikenli taçla dışarı çıktığı an, Pilatus’un “İşte o adam!” dediği yazıyor. Bu açıdan bakıldığında Phoenix’in isim tercihini daha doğru buldum.

Phoenix baskısında, İthaki’den farklı olarak yazarın Türkçe baskısı için yazmış olduğu ön söz, İsa ve Jung hakkında notlar ve bir de yine yazarın elinden çıkma, uzunca bir not yer almakta. Elzem olmamakla beraber okunabilir. Son olarak da, İthaki çevirisini daha çok beğendim, Barış Tanyeri’ne teşekkürlerimi sunuyorum.

İşte İnsan Yorumları

İthaki Bilimkurgu Klasikleri serisinden okuduğum 30. kitap oldu. Yazar Michael Moorcock ile ise ilk defa tanıştım ve tarzını oldukça beğendim.

Bu tarz kitaplar okuduğumda aklıma hemen izlemiş olduğum birkaç film geliyor. Bu sefer de Mel Gibson’ın yönetmenliğini yapmış olduğu “Tutku – İsa Mesih’in Çilesi” filmi aklıma geldi. Film İsa’nın son 12 saatini konu alıyor. Ana karakterimiz olan Karl Glogauer meraklı bir genç. Sırf merakından ve bu olayların yaşanıp yaşanmadığını merak ettiği için 1970 yılından M.S. 29 yılına yolculuk ediyor. Bu zaman makinesinin kim tarafından, nasıl yapıldığını kitabı okuyarak öğrenebilirsiniz. Şimdi her zaman ki gibi kitabın içeriğini bir kenara bırakıyorum ve kitabın fikir olarak neler sunduğuna bir bakalım.

Kitap, Bilim kurgu ile din tarihi arasında zamanda yolculuk yapan, iki farklı zaman dilimini aynı anda tarihi yaşatan bir adamın hikayesi. Hem insanlardan uzak, hem iç içe, hem bakış açısıyla ve yaşam felsefesi farklı bir öykü. Zaman makinesi sayesinde Hz. İsa rolüne bürünüyor, hem günümüz insan rolüne bürünüyor olması esere farklı akıcı bir hava katmış.

Bilimkurgu klasiklerinden okumaya devam etme düşüncesiyle fazla beklentiye girmeden aldığım bir kitaptı ancak beklentimin çok çok üstüne çıkmayı başardı.

İşte İnsan, adının özelliklerini yoğun bir seviyede taşıyan romanlardan. Meraklı, atik ve yeri geldiğinde de yorgun… Bu yüzden belki de insanı anlatan en iyi romanlardan.

İşte İnsan Arka Kapak

“Wells’in hiçbir zaman hayal edemeyeceği Zaman Makinesi’nin ta kendisi.” –Brian Aldiss

Nebula En İyi Kısa Roman Ödülü

“KORKU OLMADAN DİN HAYATTA KALAMAZ.”

Tolkien sonrası fantastik edebiyatın öncü ve en önemli yazarlarından olan Michael Moorcock yalnızca yarattığı efsanevi karakteri Elric’le değil, Yeni Dalga akımının yükselmesine sebep olan editörlüğüyle de türün kaderini doğrudan etkilemiş ender yazarlardan. Moorcock’ın kendi sınırlarını bile zorlayıp tabuları yerle bir ettiği bilimkurgu kitabı İşte İnsan ise Jungcu psikoloji temel alınarak yazılmış en cüretkâr zaman yolculuğu romanlarından biri.

Kafası sorularla dolu, problemli bir genç olan Karl Glogauer, İsa Peygamber’in son aylarına tanıklık etmek için zaman makinesiyle 1970 yılından M.S. 29 yılına yolculuk eder. Kutsal Topraklar’da Vaftizci Yahya ile karşılaşan Glogauer, bu mucizelerle dolu bölgede Nasıra’ya ulaşmak ve İsa’yı bulmak için yola çıkar.

İsa’yı bulduğunda ise hikâye oldukça çetrefilli bir hal alır zira bu tarihi figür, Nasıra’da bir marangoz dükkânının gölgelerinde saklanan ve değil peygamber olmak, hayatta kalmak için bile başkalarına ihtiyaç duyan bir insandır. Gelecekte vuku bulmuş geçmişinin peşini bırakmayan hayaletleriyle, insanlık tarihinin olması gerektiği gibi yaşanmasını sağlamak için harekete geçen Glogauer, hem yolculuğun sonuna hem de sorularının yanıtlarına adım adım yaklaşır.

Tarih değişmesin diye tarihe müdahale etmenin bedeli nedir? Fikir mi gerçekliğin sebebidir yoksa gerçeklik mi fikrin?

İşte İnsan, yanlış sorulara verilen doğru bir cevap.

Michael Moorcock – İşte İnsan Özet

Kitabın Yazarı: Michael Moorcock
Kitap Türü: Bilim Kurgu Romanları, Fantastik Romanlar
Yayınevi: İthaki Yayınları
Yayınlandığı Yıl: 2018
Sayfa Sayısı: 176
ISBN: 9786053758211
Yayıma Hazırlayan :Ömer Ezer
Düzelti : Alican Saygı Ortanca
Kapak Tasarım : Hamdi Akçay
Orjinal Adı: Behold The Man
Çeviren: Barış Tanyeri
İlk Yayınlanma Tarihi: 1966
Aldığı ödüller: Nebula En İyi Kısa Roman Ödülü

Bilim Kurgu RomanlarıFantastik Romanlarİşte İnsanİşte İnsan Kitap Özetiİşte İnsan Özetİşte İnsan Roman Özetiİthaki YayınlarıKitap ÖzetiKitap ÖzetleriMichael MoorcockRoman ÖzetiRoman Özetleri

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.