Cesetler Merdiveni Kitap Özeti

Cesetler Merdiveni Kitap Özeti

Cesetler Merdiveni Kitap Özeti
19.01.2021
93
A+
A-

Cesetler Merdiveni Kitap Özeti

Kitapta hikayemiz oldukça sakin bir yerde yaşayan Bantry’lerin köşkünün kütüphanesinde bulunan bir kadın cesedi ile başlıyor. Bantry’ler evin çalışanlarından kütüphanede bir ceset olduğunu duyduklarında aslında başta inanmıyorlar. Fakat sonrasında Bay Bantry kalkıp kütüphaneye indiğinde korkunç olay ile karşı karşıya gelir. Sarışın ve garip giyimli bir kadın boylu boyunca kütüphanede yatarken bulur. Bu sırada Bayan Bantry ise bu olayı çözmesi için yakın arkadaşı olan Miss Marple’a haber verir ve onu çağırır. Böylelikle boğarak öldürülen kadının katilini bulmak için çalışmalar başlar. Köşkte kimsenin bu kadını tanımaması ile işleri karıştıran şeylerden biri olur aslında. Köşktekiler dahil olmak üzere herkesin aklına şüpheleri çeken bir isim gelir. O da Basil Blake’dir. Jane Marple tabi ki yine işin araştırmacı tarafında hikayemize dahil oluyor. Bu şüpheler üzerine de araştırmalara başlıyor. Miss Marple’ı bilenler bu cinayetin de onun sayesinde çözüleceğini çoktan anlamışlardır zaten.

Basil Blake’in üstüne farklı şüpheliler de ortaya çıkıyor ama bu sıra da Jane Marple zaten katili bulduğuna inanıyor. Sadece daha fazla delile ihtiyacı olduğu için araştırmalarına devam eder. Tüm bunlar olurken arabada ikinci bir ceset daha bulunuyor. Bu iki ceset arasında bir bağlantı var mıydı, varsa bu bağlantı bizi katile götürecek miydi? Gerçekten tüm bunları kitabın sonuna kadar kestirebilmek çok mümkün olmadı.

Tüm bu olay örgüsünü okurken karakterlerin birbirleri ile bağlantılarına, olay akışlarına gerçekten yine hayran kaldığımı söyleyebilirim. Zaten Agatha Christie romanlarında belki de en sevdiğim şeyler farklı karakterler ve sonra onları hikayelerinin birbirleriyle kesişmeleri oluyor. Bu romanda da bunun çok güzel örnekleri görebilmek beni sevindirdi diyebilirim. Karakterlerin ve olay anlarının betimlemeleri de öyle iyi ki okurken sanki sayfaların üzerinde görüntüleri canlanıyor gibi hissediyorsunuz. Bir kitap okurken aynı anda bir film izliyor hissine kapıldığımı kesinlikle söylemem gerekir. Zaten kitap 176 sayfa kadar kısa bir roman ve siz katil kim diye okurken bir bakmışsınız sonuna gelmişsiniz bile.

Aslında yine Agatha Christie’nin zekasına hayran kaldığımız bir kurgu okuyoruz ama ben diğer kitaplarına nazaran bu kitabı daha az beğendiğimi söyleyebilirim. Yine şaşırtan detaylar tabi var ama okurken bazı yerlerde hissettiğim kopukluklar beni hikayeden zaman zaman uzaklaştırdı.

Bir de kitaptan bağımsız olarak yayınevi ile ilgili bir yorumumu da eklemeden geçemeyeceğim. Çeviri olarak bazı noktalarda sorun olduğu açıkça görülüyor. Hatta aslında kitabın isminin çevirisinde bile sorun görünüyor diyebiliriz. Kitabın orijinal ismi “The Body In The Library”, o nedenle çeviri sebebiyle birçok kişi tarafından da eleştirildiği söylenebilir. Orijinal ismi böyleyken neden Cesetler Merdiveni diye bir isim konduğunu anlamak güç gelebilir. Kitabı okurken de çevirisinde problem olduğunu düşündüğüm cümlelerle de karşılaştım.

Cesetler Merdiveni Arka Kapak

Sabah saat yedide uyanan Bautryler kütüphanelerinde genç bir kadın cesediyle karşılaşırlar. Şık gece elbiseli kadının makyajı yüzüne gözüne bulaşmıştır. Peki bu kadın kimdi? Buraya nasıl gelmişti? Daha sonra terk edilmiş taşocağında bulunacak yanmış genç kız cesediyle bir bağlantısı var mıydı? Dedikodular başlamadan, saygıdeğer Bautryler bu esrarengiz olayı aydınlatması için Bayan Marple’ı davet ederler.

Bayan Bantry, rüya görüyordu. Itırşahileri, çiçek sergisinin de birincisi olmuştu. Beyaz keten cüppeli rahip kilisede ödül veriyordu. Rahibin karısı, sırtında mayosuyla yanlarından geçti. Ama rüya bu ya…Topluluk buna hiç aldırmıyordu. Kadın gerçekte de böyle yapsaydı kim bilir nasıl davranırdı?

Cesetler Merdiveni Konusu

Sabah uyanan Bantry ailesi kütüphanelerinde genç bir kadın cesedi bulurlar. Şık gece elbiseli bir kadındır ve makyajı yüzüne gözüne bulaşmıştır. Peki bu kadın kimdir? Buraya nasıl gelmiştir? Dedikoduların başlamasından korkan Bantry ailesi bu esrarengiz olayı aydınlatması için Jane Marple’dan yardım isterler.

Cesetler Merdiveni Karakterleri

  • Jane Marple

Kayıp kızlar:

  • Ruby Keene, kayıp dansçı kız
  • Pamella, kayıp izci kız

Köydekiler:

  • Albay Arthur Bantry, yaşlı bir albay, cesedin bulunduğu evin sahibi
  • Dolly Bantry, albayın eşi, Jane Marple’ın arkadaşı
  • Basil Blake, köyde evi olan bir film yönetmeni
  • Dinah Lee, Basil’in kız arkadaşı

Oteldekiler

  • Conway Jefferson, otelde kalan yaşlı bir zengin
  • Mark Gaskell, Jefferson’un damadı
  • Adelaide, Jefferson’un gelini
  • Josie Turner,dansçı, Ruby Keene’nin kuzeni
  • Raymond, dansör

Cesetler Merdiveni Yorumları

Polisiye romanların en sevdiğim özelliği katilin romanın sonuna kadar belli olmaması. Okuyucunun tahmin yürütebildiği ama ispat edemediği sonuç romanın finalinde belli olur ve herkes rahatlar.
Klasik bir Agatha Christie romanı. Sürükleyici, güzel bir film izlettiriyormuş havasında. Katil de uşak değil bu arada.

Köşkteki kütüphanede bulunan bir ceset ve o köşkte bulunan kimsenin kızı tanımaması esasen konusu bu. Kitabı beğenmedim ama artı yönleri karakterlerin işlenişi, olay örgüsü gayet iyiydi ama bana göre eksik bir şeyler vardı ve sonunu pek beğenmedim.

Yine müthiş bir konu ve beklenmedik bir sonuç. Ahh Agatha’cigim sen ne müthiş bir kadınsın! zekana gerçekten hayranım, bu defa katili tahmin ettim ama yanlış etmişim… İki kişi olacakları aklıma gelmemişti. neyse Agatha okunur diyorum başka da bir şey diyemiyorum şu an.

Cesetler Merdiveni Kısa Özetler

Cesetler Merdiveni 1. Bölüm : Bayan Bantry, rüya görüyordu. Itırşahileri, çiçek sergisinin de birincisi olmuştu. Beyaz keten cüppeli rahip kilisede ödülleri veriyordu. Rahibin karısı, sırtında mayosuyla yanlarından geçti. Ama rüya bu ya… Topluluk buna hiç aldırmıyordu. Kadın gerçekte de böyle yapsaydı kim bilir nasıl davranırlardı?
Bayan Bantry, rüyasının zevkini iyice çıkarıyordu. Kadın ilk sabah çayının gelmesiyle sona eren bu sabah rüyalarından çoğunlukla hoşlanırdı. Bayan Bantry evlere özgü o sabah gürültülerini hayal meyal işitiyordu. Hizmetçinin merdivendeki perdeleri çekerken çıkardığı halkaların şıkırtıları. İkinci hizmetçinin koridoru süpürürken çıkardığı hışırtı. Daha uzakta, ağır ön kapı sürgüsünün çekilmesinden doğan gıcırtı.
Yeni bir gün başlıyordu. Bayan Bantry çiçek sergisinden elden geldiğince zevk almalıydı. Çünkü bunun bir rüya olduğu giderek daha belirginleşiyordu…
Aşağıda, salondaki büyük panjurlar gürültüyle açıldı. Bayan Bantry bu gürültüyü hem duydu, hem duymadı. Evle ilgili o alışılagelmiş gürültüler daha on beş dakika devam edecekti. Usulca, olabildiğince sessizce. Çok bildik oldukları için insanı rahatsız etmiyorlardı bunlar. Bu gürültüler, koridordan yankılanan alçak, kontrollü ayak sesleri, çiçekli bir elbisenin hışırtısı, dışarıdaki masaya konan çay tepsisindeki takımın hışırtısı, tüm bunlar Mary’nin usulca kapıya vurarak, perdeleri açmak için içeriye girmesiyle sona erecekti.
Bayan Bantry uykusunda kaşlarını çattı. Bu rüya haline rahatsız edici bir şey karışıyordu. Zamansız bir şey. Koridorda duyulan ayak sesleri. Daha zamanı değildi bunların. Sonra adımlar çok telaşlıydı. Bayan Bantry’nin kulakları farkına varmadan çay takımının şıngırtısını duymaya çalıştı. Ama böyle bir ses yoktu.
Kapıya vuruldu. Bayan Bantry rüyasının derinliklerinden, “Girin,” diye seslendi. Kapı açıldı. Şimdi perdeler çekilirken birbirlerine vuran halkaların şıkırtısı duyulacaktı.
Ama böyle bir gürültü olmadı. Uçuk yeşil ışıkta Mary’nin sesi duyuldu yalnızca. Kız soluk soluğa, telaşla, “Ah madam, ah, madam,” diye bağırdı. “Kütüphanede bir ceset var.”
Sonra korkuyla hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlayarak odadan fırladı.

Cesetler Merdiveni 2. Bölüm : Bayan Bantry yatakta doğrulup oturdu. Ya rüyası tuhaf bir biçimde değişmişti, ya da —ya da Mary gerçekten telaşla odaya dalıp, kütüphanede bir ceset olduğunu söylemişti. İnanılmayacak, garip bir şeydi bu!
Bayan Bantry kendi kendine, “İmkânsız,” dedi. “Herhalde rüya gördüm.”
Ama bu sözler ağzından çıkarken bile, rüya görmemiş olduğuna gitgide. inanıyordu. Mary o üstün, kendisine her zaman hakim olmasını bilen Mary’si o şaşılacak sözleri gerçekten söylemişti.
Bayan Bantry bir an düşündü. Sonra da uyumakta olan kocasını telaşla, dirseğiyle dürttü. “Arthur, Arthur, kalk.”
Bay Bantry homurdandı, mırıldandı ve sonra öbür yanına döndü.
“Uyan, Arthur. Mary’nin ne dediğini duydun mu?”
Bay Bantry güç anlaşılır bir şekilde, “Olabilir..” diye mırıldandı. “Ben de seninle aynı fikirdeyim, Dolly.” Ve hemen uykuya daldı yeniden.
Bayan Bantry adamı sarstı. “Dinlemelisin. Mary, buraya geldi ve kütüphanede bir ceset olduğunu söyledi.”
“Ha? Ne?”
“Kütüphanede bir ceset…”
“Kim demiş?”
“Mary.”
Bay Bantry karmakarışık olan aklını, kafasını toplamaya çalışarak, duruma hakim olmaya çabaladı. “Saçmalama, kızım. Rüya görmüşsün.”
“Hayır görmedim. Önce ben de öyle sandım. Ama rüya değil bu. Kız içeri girdi ve öyle dedi.”
“Mary içeri girerek kütüphanede bir ceset olduğunu mu söyledi?”
“Evet.”
Bay Bantry “Ama olamaz ki,” dedi.
Bayan Bantry duraksayarak, “Evet…” dedi. “Herhalde.” Sonra kendisini toplayarak sözlerini sürdürdü. “O halde Mary neden öyle söyledi?”
“Öyle söylemiş olamaz.”
“Söyledi.”
“Belki sen hayal gördün.”
“Ben hayal görmedim.”
Bay Bantry’nin uykusu iyice açılmıştı artık. Meseleyi çözmeye hazırlanıyordu. Şefkatle, “Sen rüya görmüşsün, Dolly, işte o kadar,” dedi. “Buna okuduğun o polisiye roman neden oldu. Şu ‘Kırık Kibrit Cinayeti.’ Hani — Lord Edgbaston
Kütüphanedeki halının üzerine güzel bir sarışının yattığını görüyor. Kız ölmüş. Romanlarda cesetler muhakkak kütüphanelerde bulunur. Gerçek yaşamda böyle bir olayla hiç karşılaşmadım.”
Bayan Bantry, “Belki artık karşılaşırsın,” diye cevap verdi. “Her neyse… Arthur, kalkıp ilgilenmelisin.”
“Dolly, rica ederim, kuşkusuz bir rüyaydı bu. İnsan ilk uyandığı zaman rüyası kendisine gerçekmiş gibi gelir. Bunun doğru olduğuna inanır.”
“Ben başka türlü bir rüya görüyordum. Bir çiçek sergisi ve rahibin mayolu karısıyla ilgili bir şey …” Birdenbire canlanan Bayan Bantry yataktan fırlayarak perdeleri açtı. Güzel bir sonbahar gününe özgü bir ışık odaya doldu. Kadın, kesin bir tavırla, “Rüya değildi,” diye ekledi. “Haydi kalk, Arthur. Aşağıya in ve meseleyi anla.”
“Aşağıya inip, kütüphanede bir ceset olup olmadığını sormamı mı istiyorsun? Bu pek gülünç olur.”
Bayan Bantry, “Bir şey sorman şart değil,” dedi. “Eğer kütüphanede bir ceset varsa, bunu biri sana hemencecik söyler nasıl olsa. Ama Mary çıldırdıysa ve olmayan birtakım şeyleri görüyorsa o başka. Senin bu konuda bir şey söylemene gerek kalmaz zaten.”
Bay Bantry söylenerek, sabahlığına sarındı ve odadan çıktı. Koridordan geçerek, merdivenlerden indi. Aşağıya hizmetkârlar toplanmışlardı. Bazıları ağlıyordu. Uşak, önemli bir tavırla öne doğru bir adım attı.
“Geldiğiniz çok iyi oldu, efendim. Siz ininceye kadar hiçbir şey yapılmamasını söyledim. Polise telefon edeyim mi, efendim?”
“Polise telefon edip ne diyeceksin?”
Uşak, başını ahçının omzuna dayamış olan ve hüngür hüngür ağlayan uzun boylu, genç bir kadına sitemle baktı. “Anladığıma göre Mary size durumu açıklamış.”
Mary inledi. “O kadar sarsıldım ki, ne söylediğimi bilmiyorum. O manzarayı hatırlayınca dizlerimin bağı çözüldü, midem bulanmaya başladı. Onu öyle bulmak… ah, ah, ah!” Başını yeniden ahçı Bayan Eccles’in omzuna dayadı.
Ahçı kadın neredeyse zevkle, “Vah vah yavrum,” dedi.
Uşak, “Tabii Mary biraz sarsıldı, efendim,” diye açıkladı. “O korkunç şeyi bulan o. Her zamanki gibi perdeleri açmak için kütüphaneye gitti… Ve… az kalsın ayağı cesede takılıyordu.”
Bay Bantry, “Yani kütüphanemde gerçekten bir ceset olduğunu mu iddia ediyorsun?” diye sordu. “Benim kütüphanemde?”
Uşak öksürdü. “Belki cesedi görmek istersiniz, efendim.”

Cesetler Merdiveni 3. Bölüm : “Alo alla alla? Burası Karakol. Kim konuşuyor?” Polis memuru bir eliyle alıcıyı tutuyor, öbürüyle de ceketinin düğmelerini ilikliyordu. “Evet, evet, Gossington konağı. Efendim? Ah, günaydın, efendim.” Polk’un sesinin tonu biraz değişti. Karşısındaki kimse bölgenin esas hakimi ve polis sporlarının hamisi olduğundan sesindeki o sabırsız ve resmi ifade kayboldu.
“Evet, efendim? Sizin için ne yapabilirim? Afedersiniz, efendim, anlayamadım… Bir ceset mi dediniz?”
Efendim? Evet, rica ederim, efendim. Tanımadığınız genç bir kız mı? Evet efendim, anlıyorum. Evet, siz her şeyi bana bırakın.” Polk alıcıyı yerine koyarak, uzun bir ıslık çaldı. Sonra amirinin numarasını çevirmeye başladı.
Bayan Polk çevreye kızarmış Tarbon kokusu yayılan mutfaktan başını uzattı. “Ne olmuş?”
Kocası, “Akla gelmeyecek bir şey,” diye cevap verdi. “Konakta genç bir kızın cesedi bulunmuş. Bay Bantry’nin kütüphanesinde.”
“Öldürülmüş mü?”
“Boğulmuş.”
“Kimmiş kız?”
“Bay Bantry onu hiç tanımadığını söyledi.”
“O zaman kızın adamın kütüphanesinde ne işi varmış?”
Polk sitemli bir bakışla karısını susturduktan sonra resmi bir tavırla telefonda konuşmaya başladı. “Müfettiş Slack? Ben Polk. Şimdi haber verildi. Bu sabah yediyi çeyrek geçe genç bir kızın cesedi… “

Agatha Christie – Cesetler Merdiveni Özet

Kitabın Yazarı: Agatha Christie
Kitap Türü: Yabancı Romanlar, Polisiye Romanlar, Gizem Romanları
Yayınevi: Altın Kitaplar
İlk Yayınlanma Tarihi: Şubat 1942
Yayınlandığı Yıl: 1994
Sayfa Sayısı: 176
ISBN: 9789754054910
Orjinal Adı: The Body in the Library
Çeviren: Gönül Suveren

Agatha ChristieAltın KitaplarCesetler MerdiveniCesetler Merdiveni Kitap ÖzetiCesetler Merdiveni ÖzetCesetler Merdiveni Roman ÖzetiGizem RomanlarıKitap ÖzetiKitap ÖzetleriPolisiye RomanlarRoman ÖzetiRoman ÖzetleriYabancı Romanlar

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.