Meb Yayınları 5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Çözümleri ve Cevapları Sayfa 11

Meb Yayınları 5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Çözümleri ve Cevapları Sayfa 11

Meb Yayınları 5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Çözümleri ve Cevapları Sayfa 11
04.02.2021
116
A+
A-

Meb Yayınları 5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Çözümleri ve Cevapları Sayfa 11

Arada bir dışarıya bakıyorum, kızımla torunum geliyorlar mı diye. Bir keresinde öylesine dalmıştım ki elektrikli trenle oynarken gelişlerini fark edememiştim. Kızım beni yere yatmış, trenle oynarken görünce katıla katıla gülmüş; bana, “Ne o baba, çocukluğa mı özendin?” diye takılmıştı. Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

O günden sonra çok dikkat ediyorum bir daha suçüstü yakalanmamaya. Bu yüzden sık sık dışarı bakıyorum gelen var mı diye. Gelen filan yoksa treni çalıştırıyorum, bebeği yürütüyorum, helikopteri uçuruyorum. Leğene su doldurup oyuncak deniz motorunu yüzdürüyorum, pat pat pat! Yani öyle bir güzel oynuyorum ki işte o kadar olur! Çocuklar gibi… Her şeyi unutuyorum. Dizlerimdeki o acımasız romatizma ağrılarını bile… Her şeyi unutuyorum oyuncaklar arasında.

Biliyorum, benim yaşımda birine aykırı iş, böyle çocuklar gibi oynamak. Ama ne yapayım, elimde değil! Bir yanım çocuk kalmış! Çocukluğumsa çok, çok uzaklarda kaldı. Kaybettim gitti onu! Elektrikli trenlerim, yürüyen, konuşan taş bebeklerim filan olmadan!

İşte bu yüzden efendim işte bu yüzden. Onlar gidince hemen oyuncakların bulunduğu dolabı açıyorum. Oyuncakları ortaya çıkartıyorum. Oynuyorum… Oynuyorum…

Benim, çocukluğumda hiç oyuncağım olmamıştı!

Yani böylesine oyuncaklar; elektrikli tren, yürüyüp konuşan taş bebek, helikopter gibi. Oynardım tabi çocukken. Ne mi oynardım, neyle mi oynardım? Böyle şeyler yoktu benim çocukluğumda. Aşık oynardım. Hani şu koyunların bacaklarından çıkan kemik var ya, işte onunla. Aşığı kırmızı, çıkmaz boyaya boyardım. Şişkin yanına “tek”, içeri göçük yanına “aç”, bir fasulye kesitini andıran yanına “bey”, düzce olan yanına “eşek” derdik. Elimize alıp havada döndürerek yere atardık aşıkları. Ustalık “bey” yanını üste gelecek biçimde, aşığı yere oturtabilmekteydi. Sonra tahtadan kılıçlar, söğüt dalından atlar yapıp askercilik oynardık. Şarkılar söyleyerek “Girit bizim canımız, feda olsun kanımız.” diyerekten. Birdirbir oynardık, beştaş oynardık, köşe kapmaca oynardık, uzuneşek oynardık. Ama torunum gibi böylesine “çuf çuf” diye işleyen elektrikli trenim, yatınca gözleri kapanan taş bebeğim, helikopterim, leğende “pat pat” diye yüzen deniz motorum yoktu! Kendi oyuncağımızı kendimiz yapardık! Acı kavun denen bir bitki vardır. Onlara kibrit çöpü batırıp ayak, burun, kulak, boynuz takardık. Takardık da sözde inek yapardık. Komşumuzun oğlunun kurşun askerleri vardı bir tek. Onlarla da oynardık. Nişan alan, yürüyen, selam duran kurşun askerler. Torunumun da var böyle askerleri. Ama kurşun asker değil. Plastikten yapılmış! Onlarla oynamasını sevmiyorum!

Anlamıyorum, niçin o güzelim kurşun askerleri plastik yaptılar?

Erdoğan TOKMAKÇIOĞLU

Meb Yayınları 5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Çözümleri ve Cevapları Sayfa 11

5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı CevaplarıMeb YayınlarıMeb Yayınları 5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 11Meb Yayınları Türkçe Ders Kitabı CevaplarıMeb Yayınları Türkçe Ders Kitabı ÇözümleriMeb Yayınları Türkçe Ders Kitabı Çözümleri Sayfa 11Sayfa 11Türkçe 5. Sınıf CevaplarıTürkçe 5. Sınıf ÇözümleriTürkçe Ders Kitabı CevaplarıTürkçe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 11Türkçe Ders Kitabı ÇözümleriTürkçe Ders Kitabı Çözümleri Sayfa 11Türkçe Kitabı CevaplarıTürkçe Kitabı Çözümleri,

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.