Godot’yu Beklerken Kitap Özeti

Godot’yu Beklerken Kitap Özeti

Godot’yu Beklerken Kitap Özeti
19.12.2020
181
A+
A-

Godot’yu Beklerken Kitap Özeti

1949’da Samuel Beckett tarafından absürt tiyatro olarak kaleme alınmıştır. Başlangıçta hak ettiği değeri göremese ve hatta eleştiriye maruz kalsa bile zamanla bir klasik haline gelmiştir.

Eser Vladimir ve Estragon isimli iki kahramanın Godot isimli bir varlığı bekledikleri iki gün sürecinde geçer. Eserde zaman ve mekan belirsiz olmakla birlikte İkinci Dünya Savaşının etkileri sürerken yaşanan tarihsel sürecin izleri görülmektedir. Tıpkı o zamanlarda olduğu gibi umudun tükenmeyişi, ne olduğunu bile bilmeden büyük bir belirsizliğin içinde gelecek olanı beklemeyi, büyük bir eylemsizlik içinde yine de hayatta kalabilmeyi, yazar kahramanlar üzerinden aktarmaktadır.

Eser; Vladimir(Didi), Estragon(Gogo) isimli kahramanlar akşam üzeri bir kır yolunda konusu çok de belli olmayan bir takım konuşmalarda bulunurlar. Şakalaşır, son kalmış havucu yer ve turpları değerlendirmeye çalışırlar. Kahramanlar konuşmayı sürdürürken efendi Pozzo ve bir ipe bağlı köle Lucky gelir. Lucky, çok ağır bir yük taşımakta ve fiziksel olarak pek de sağlıklı gözükmemektedir. Sahibinin ona kötü söz ve davranışları da cabasıdır. Lucky’nin adı ve içinde bulunduğu durum göz önüne alınırsa yazarın burada bir ironi yaptığını anlamak çok da zor değil. Adı ne olursa olsun acı çeken insanı fark etmemek elde değil sonuçta. Bana göre Pozzo, karakteri o zamanların kötü komutanlarını; Lucky ise onun emirlerine uyan, itaat eden, gıkını bile çıkarmayan halkı temsil etmekteydi. Şu an ise tüm kaynakları, ekonomik imkanları elinde bulunduran kişi ve kişiler Pozzo olarak düşünülebilir. Lucky ise biziz adımız şanslı olabilir, bize sunulan imkanların sınırsızlığından bahsediliyor olabilir, kapasitemiz hakkında yorum yapılıyor. Biz kendi adımızı mı koyuyoruz yoksa başkalarının boyunduruğunda yaşamayı tercih mi ediyoruz?

Lucky, şapkası olmadan düşünemeyen garip bir köledir. Efendi Pozzo ve kahramanlarımız köle Lucky’i dansa zorlarlar. Birtakım figürlerde bulunan kölenin performansını yeterli bulamazlar. Estragon beceriksizce taklit eder, Lucky’i. Karanlık çökmek üzereyken sahneye bir çocuk girer. Çocuk efendi Godot’un bu akşam gelemeyeceğini ama yarın akşam mutlaka geleceğini söyler. Çocuğa kim olduğunu, Godot’la alakasının ne olduğunu anlamak için birtakım sorular sorarlar. Çocuk, kardeşiyle birlikte Godot’un çiftliğinde çalışmaktadır. Haberi getirenin çocuk olmasının da mutlak bir anlamı vardır. Akla en yatkın olan çocukların masumiyeti üzerinden kendimizi avutmak için söylediğimiz beyaz, masum yalanlara vurguda bulunmaktır.

Vladimir(Didi) ve Estragon(Gogo) geceyi geçirmek için bir yer ararlar. Ellerinde kalan son yiyecek bir turptur. Memnun kalmasalar da tek yiyecekleri olan turptan başka çareleri yoktur. Derken Pozzo’nun yardım çığlıklarını duyarlar. Pozzo, kör olmuştur. Yardımcısı Lucky ise sağır. Pozzo’ya bir yüzük ve biraz para karşılığında yardım etmeyi kabul ederler. Olaylar burada garipleşir çünkü birbirlerini gördüklerini hatırlayamazlar. Bu hatırlamamanın da bir anlamı vardır. Zaman adeta bir döngü yaratır. Yaşanılanlar tekrar yaşanır, gelecek de aynı olmuştur, geçmiş de. Beklenen gelmemiştir çünkü varoluş hakkında söylenecek söz yoktur. Derken akşama doğru dünkü çocuk çıkar gelir. Çocuk da dün bu ikiliyi gördüğünü hatırlamaz. Yine o malum haberi getirir. Godot, bugün de gelemeyecektir. İkili yavaş yavaş umudunu kaybetmeye başlar.

Son perde de aralarında şöyle bir diyalog geçer:

Gogo: Böyle devam edemeyeceğim ben.
Didi: Sana öyle geliyor.
Gogo: Ayrılsak? Belki daha hayırlı olur.
Didi: Yarın asarız kendimizi, Godot gelmezse.
Gogo: Ya gelirse.
Didi: Kurtuluruz.

Tıpkı zaman zaman bizlerinde düştüğü ikilem gibi bir konuşma yaşanır aralarında, gitmeli mi kalmalı mı? O ne olduğu belirsiz kurtarıcıyı beklemeli mi?

Godot’yu Beklerken Arka Kapak

Absürt tiyatronun ilk örneklerinden biri olarak gösterilen “Godot’yu Beklerken” tiyatro metinlerini, bir roman gibi okumayı sevenler için mükemmel bir anlatı sunuyor. Okurken metinlerin arasında kendinizi kaybedeceğiniz ve çoğunlukla da kendi içinizde sorgulamalara gireceğiniz kitap, insanlığın hayatında beklediği kurtuluş yolunu nasıl ve neye dayandırdığı konusunda da ipuçları veriyor. Anlamsız gibi görünen konuşmaların altında yatan anlamları arayacağınız kitap, zekice işlenmiş diyaloglar aracılığı ile de süsleniyor.

Hayatta Herkesin Kendisine Seçtiği Bir Kurtarıcısı Vardır

Hikaye, oyunun kahramanları Vladimir ve Estragon’un etrafında şekillenir. Varoluş sancıları çeken bu iki kahraman, yolları her kesiştiğinde birbirleri ile iletişim kurmaya çalışırlar ve bu bir ritüele binerek her gün yinelenir. Bu iki karakter bir ağacın dibinde Godot isimli bir kimsenin ya da şeyin, gelip kendilerini kurtarmasını bekler. Fakat Godot hiç gelmeyecektir. Hatta belki de öyle bir kimse ya da şey hiç var olmamıştır ve olmayacaktır. Hikaye aslında bu haliyle pek çok şeyi anlatmaktadır. İnsanların kurtuluş için bekledikleri ve hayal ettikleri nesne veya kişilere inanmaları ve bel bağlamaları usta bir dille okuyucuya aktarılmaya çalışılır.

“Godot’yu Beklerken” sonu gelmeyen ve anlamsız bir bekleyişin anlatıldığı bir hikayedir. Oyunun bu haliyle en dikkat çekici yanı, okuyucunun düşüncelerini harekete geçirecek imgelere sahip olan anlatısıdır. İki karakterin arasında geçen anlamsız ve saçma diyaloglar da okuyucuyu derin anlamlar çıkarmaya iten bir yapı ile aslında hayatın ne olduğunu anlatmaya çalışacaktır.

Bunu Biliyor muydunuz?

“Godot’yu Beklerken” tiyatro oyunu aslında ilk olarak 1948 yılında Fransızca kaleme alınmıştır ve 1953 yılında sahnede gösterime konulmuştur. Ülke çapında ün kazanan oyun, 1954 yılında Samuel Beckett tarafından İngilizceye çevrilmiş ve sahnelenmeye başlanmıştır.

En Sevilen Kitaplara Hemen Şimdi Sahip Olun!

Kütüphanenizi zenginleştirmenin şimdi tam sırası! Tiyatro oyunlarının kitaplarına sahip olmak isteyenler, kategorilerimize mutlaka göz atmalılar. Tiyatro türünün en güzel örnekleri, avantajlı fiyatlar ve en iyi çeviriler ile size adeta göz kırpıyor. O halde beklemeyin ve ürünleri sepetinize eklemeye başlayın!

Godot’yu Beklerken Kitabı Hakkında Genel Bilgiler

İlk kez 1949 yılında Fransızca olarak kaleme alınan tiyatro oyunu, 1953 yılında Paris’de sahnelenmiş ve 1954 yılında ingilizceye çevrilmiştir.
Bu tiyatro oyunu, absürt tiyatronun ilk yapıtlarından biri olarak kabul edilmektedir. Absürt tiyatronun, hakkında en çok inceleme yazılmış oyunu olarak kabul görmektedir. Giriş, gelişme ve sonuç barındırmayan eser, mekan ve karakter özellikleri açısından da çok bilgi vermemektedir.

İkinci Dünya Savaşı sonrası can bulan eser, umudu bekleyişin de kağıda dökülmüş halidir.

Oyun, Türkiye’de 1954 yılında İstanbul’da Küçük Sahne Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından da 1963 yılında sahne almış ve Ankara Sanat Tiyatrosu’nun ilk sahnelediği oyun olmuştur.

Godot’yu Beklerken Kitabının Konusu

Gelecek olan şeyi bilmeden onu beklemeyi, bilinmezliğin içerisinden bir ümit ışığının sızacağını, inançlarını yitirmeyip ayakta tutmaya çalışan insanların boşluğun içinde çabalamadan durmalarını ve kurtarılmayı beklemelerini, Godot adlı belirsizliğin kendilerinin kurtarıcısı olarak görmeleri ve Godot’u beklemelerini konu alan bir eserdir.

Eserdeki karakterler bir anda beliriverir. Geçmişi ve geleceği olmayan karakterler, öncesi ve sonrası bilinmeyen bir zaman yelpazesinde belirsiz bir mekanda hayat bulmuştur. Eserin işleyişinde nedensellik ve sonuca varım kavramları bilinen anlamları ile işlenmemekle birlikte kafa karıştırıcı olay örgülerinin gün yüzüne çıkmasında önemli rol almışlardır.

Eli kolu bağlı bir şekilde, kısıtlı olanaklara sahip insanların çaresizce bekleyişi. Gerçek olmayacak ama olması için ümit ettikleri bir yalan ve yaratılan yalana inanıp dört elle ona sarılan insanların hayata tutunuşunu konu almaktadır.

Godot’yu Beklerken Kitabının Özeti

Vladimir (Didi) ve Estragon (Gogo) bir akşam üzeri kır yolunun kenarındaki ağacın altında Godot’yu beklerken absürt kelimeler barındıran ve gereksiz anlamlar içeren bir konuşma yapıyorlar. Bu yapılan konuşmaların satır aralarında Vladimir ve Estragon’un hayatlarıyla ilgili bilgiler veriliyor. Yazar, bazen de okuyucuda bir düşünceyi aşılamaya çalışıyor.

Kısa süre sonra bir sicime bağlı olan Lucky ve efendisi Pozzo gelirler. Pozzo, kölesi Lucky’i çok ağır şartlar altında çalıştırmakta ve ne derse yapmasını beklemektedir. Sürekli saate bakıp acelesi olduğunu söyleyen Pozzo bir türlü nereye gideceğini ve ne işi olduğunu söylemez. İlk perdenin sonuna doğru bir Çocuk çıkagelir. Godot’un gelmeyeceğini ve ertesi gün geleceği haberini verir ve sahne sonlanır. Ertesi gün ağacın altında buluşmak için sözleşmiş olan Vladimir ve Estragon yerlerini almıştır. Godot’yu beklerken yine absürt konuşmalar içine giren ikili, Pozzo ve Lucky’i görünce zaman hızlı geçeceği ve hemen akşam olacağı için sevinirler.

Lakin bu sefer karşılaştıklarında Pozzo kör olmuştur. Lucky ise dilsizdir. Vladimir ve Estragon’la ise daha önce karşılaşmadıklarını ve onları tanımadıklarını söylerler. Bu sefer sahip köle ilişkisi tam olarak yansıtılmaz. Pozzo yardıma muhtaç duruma gelmiştir. Pozzo ve Lucky’nin onları tanımamasına içerleyen ve şaşıran Vladimir ve Estragon yine akşama kadar Godot’yu beklemişlerdir.

Bu sefer de Godot yerine yine o Çocuk gelmiştir. Godot’yun gelmeyeceği haberini veren Çocuk da Pozzo ve Lucky gibi Vladimir ile Estragon’u tanımamış ilk kez gördüğünü söylemiştir. Bu durumu anlamlandıramayan Vladimir ve Estragon ayrılmaktan ve kendi yollarına gitmekten söz ederler ama ikisi de kımıldamaz.

Godot’yu Beklerken Açıklama

Godot`yu beklerken kitabı Samuel Beckett tarafından 1948 yılında Fransızca olarak yazılmış ve ilk basımı 1952`de yapılmıştır. Seyirci karşısına ise ilk kez 5 Ocak 1953 yılında Paris’de çıkmıştır. Eserin yazılma zamanına bakıldığında 2. Dünya savaşı yıllarında yazılmış bir roman olduğunu anlayabiliriz. Romanı okurken, yazarın 2. Dünya savaşından etkilendiğini kolaylıkla anlaşılıyor. Romanda sürekli bir Godot’yu bekleyiş var ve Godot’un ne olduğu bilinmiyor. 2. Dünya savaşı, insanların gelecek umutlarını yitirmelerine yol açmıştır ve Godot’yu bekleyiş umudu bekleyiş olarak yorumlanabilir. 

Romanda olaylar kimsenin gelip geçmediği, ıssız bir yerde ki büyük bir ağacın etrafında geçmektedir ve ağaç devrilene kadar devam etmektedir. Eserde zaman belli edilmemiştir fakat; konuşmalardan anlaşıldığı kadarıyla, 20.yy’ın ortalarıdır. Eserde iki ana karakter olan Vilademir ve Estergon`un ağacın altında Godot adında ne olduğu bilinmeyen bir varlığı veya “şeyi” beklemeleri konu alınıyor.

Romada, ana karakter olan Vilademir ve Estergon sürekli varoluş sancısı çekmektedirler ve yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya çalışırlar. Her gün tekrar eden bu döngüde hafıza işlevini yerine getiremeyince, gerçekliğin kesinliğinden uzaklaşmaya başlarlar. Eserde anlatılmak istenen düşünce saçma gibi görünse bile 2. Dünya savaşından çıkmış, savaşın soğuk yüzünü görmüş bir insanın psikolojisi düşünüldüğünde, işlenen yalnızlık konusunun ve ne olduğu bilinmeyen bir şeyi beklemenin insanların psikolojisini yansıttığı anlaşılıyor. 

Samuel Beckett – Godot’yu Beklerken Özet

Kitabın Yazarı: Samuel Beckett
Kitap Türü: Tiyatro & Oyun, Trajikomedi, Absürd Kurgu
Yayınevi: Kabalcı Yayınevi
Yayınlandığı Yıl: 2012
Sayfa Sayısı: 124
ISBN: 9786055272302
Orjinal Adı: En Attendant Godot
Çeviren: Tarık Günersel, Uğur Ün
İlk Çalındığı Tarih ve Yer: 5 Ocak 1953
Özgün Dili: Fransızca
Karakterler: Estragon, Pozzo, Vladimir, Lucky, Çocuk

En Attendant GodotGodot’yu BeklerkenGodot’yu Beklerken Kitap ÖzetiGodot’yu Beklerken ÖzetKabalcı YayıneviKitap ÖzetiKitap ÖzetleriRoman ÖzetiRoman ÖzetleriSamuel Beckett

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.