Beyaz Zambaklar Ülkesinde Kitap Özeti

Beyaz Zambaklar Ülkesinde Kitap Özeti

Beyaz Zambaklar Ülkesinde Kitap Özeti
27.12.2020
197
A+
A-

Beyaz Zambaklar Ülkesinde Kitap Özeti

1923 Yılında “Zidari Jivota” (Hayatın Mimarları) ismiyle Sırpça basılan kitap 1928 yılında Ali Haydar Taner tarafından ilk defa Türkçeye çevrilmiştir. Rusya, Yugoslavya, Bulgaristan’da olduğu gibi kitap Türkiye’de de büyük yankı uyandırdı. Ancak Mustafa Kemal Atatürk’ün kitabı okuyup beğenmesinin ardından okulların müfredatına konulmasını istemesiyle ünü daha da artmıştır.

Kitabın ilk bölümü Grigoriy Petrov’un hayatı hakkında kısmıyla başlar. Kitabı yazma sürecinde onu etkileyen olaylardan söz eder. Kitap tam metni toplam 239 sayfa, 13 bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm Moskova’daki imparatorluğun temellerinin sallandığından söz edilip Devlet inşasını bina inşası tasviri üzerinden anlatmaktadır. Değişen ve gelişen nesillerin yeni anlayışlar, gayeler ve taleplerle geldiğinden bu yeni nesil insanlara geçerliliğini çoktan kaybetmiş yönetim şekilleri zorla dayatılamayacağından, hayatının temelini mantıklı, adil ve sağlam bir devlet yönetimi esasına göre şekillendirmek gerektiği üzerinde durarak açıklamaktadır.

İkinci bölümde Devlet meselelerinin sadece bakanlar, krallar veya milletvekillerinin icraatlarının sonucu değil her vatandaşı ilgilendiren mesele olduğunu erkek ya da kadın, genç ya da yaşlı, şehirli ya da köylü, kas gücüyle ya da beyin gücüyle çalışan herkesin bu meseleleri düşünmesi gerektiğinden söz eder. Aynı zamanda Halkların tarihinin yaratıcısı kimdir? Devletin ve bütün insanlığın kaderinde hayati öneme sahip olan büyük olayları kimler harekete geçirerek, yönlendiriyor? İngiliz düşünür Carlylenin dediği büyük şahsiyetler ve kahramanlar mı? Sorularına, tarihte adından söz etmiş yöneticilerden ve ünlü yazarların konuyla ilgili düşünceleriyle cevap aramaktadır.

Üçüncü bölümde Finlandiya’nın bugünkü seviyeye gelmesinde halkın çalışma enerjisi ve azmi, kendi fakir toprağına olan bağlılık ve sevgisinin etkili olduğunu üzerinde duruluyor. Finlandiya’nın birçok kentinde yükselen çıplak granit yığınlarına rastlanabildiğini ve Rusya’da bu taşlara halk “Şeytanın Şekerliği” derken Finlandiyalılar “Şeytan Şekerlerini” park ve bahçelere dönüştürmüşler. Taşların üzerine verimli toprak dökerek, buralara ağaç ekmiş çiçek yetiştiriyorlar. Finlandiya’nın Petersburg’dan, 3,5 saatlik mesafede olmasına rağmen, düzensizlik, köhnelik, bakımsızlıktan eser bile olmaması tek düze ve kasvetli taş yığınları, bataklıklar ve ormanlar arasında yaşayan halkın sanat eserlerini andıran mimariler ortaya koymasının altında yatan başarıyı aramaya başlar.

Dördüncü bölümde Finlandiya’nın coğrafi önemine vurgu yapılır.

Beşinci bölümde yeni nesil Fin aydınlarından Johan Wilhelm Snellman üzerinden halkın uyuyan uykusundan uyandırılması için Finlandiyalı öğretmen, din adamı, avukat ve memur halk kitlelerinin eğitim ve kültür düzeyinin arttırılması için adeta seferberlik ilan etmesi gerektiğinden söz edilir. Snellman, “ Karanlık köşelerde canlı kandiller yaktım ve daha iyi aydınlatmaları için onlara yağ takviyesi yaptım” der ve insanları aydınlatmanın ülkelerin geleceği için ne kadar önemli olduğu ortaya konulur.

Altıncı bölümde Snellman’ın halka yaptığı konuşmalardan kesitler üzerinden halkın ağır ve tehlikeli bir manevi hastalığa yakalandığı ve dinin insanların diğer insanlarla, dünyayla ve tarladaki ürünlerle bağlantıda olduğu duygusudur der ve böyle bir bağlantı yoksa devlet, toplum, aile ve hatta insanlık bile hayatta kalamaz. Bu devletin mevcudiyetine karşı bir tehdittir. Kitlelerin dine karşı ilgisizliği halk için çok tehlikeli bir hastalığa dönüşebilir. Ciddiyetten uzak gençlik ve akıl fakiri liberal düşünürler; dinsizliğin özgür düşüncesinin yansıması olduğunu söylemekle büyük bir hata yapıyorlar. Dinsizlik manevi fakirlik ve hastalıklı ruh halinin belirtisidir. Dinsizlik halkın sahip olduğu bütün kutsal değerlerin ölmesidir der. Bunun sonucu olarak insanlar hayvani duyguların esiri olur, maneviyatsızlık, ahlaksızlık, kaba egoizm, hırsızlık ve had safhaya varan duygusal çöküntülerin temeli olarak dine karşı ilgisizliğin sebep olduğu üzerinde durur.

Yedinci bölüm İsviçre yönetiminden Rusya yönetimine geçen Finlandiya’nın içişlerinde serbest bırakılması sonrası kendi siyasi kültürlerini inşa etme süresinden söz edilir. Bu bölümde de Snellman’ın memurlara seslendiği bölüm vardır. “Adaletsizlik konusunda başöğretmenlerin kim olduğunu biliyor musunuz? Memurlar, yasaların bekçisi olan görevliler! Onlar halka yasalara uymamayı öğretiyorlar. Bu nedenle kanunların uygulayıcısı olan siz memurlardan, yeni Finlandiya adına bir ricada bulunmak istiyorum; vatandaşlarımızın yasalara saygılı veya daha fazla derin adalet duygusuna sahip bireyler olarak yetiştirilmesi için bize yardımcı olun.” Sözleri yer alır ve memurların adalet sağlamadaki önemi üzerinde konu aktarılır.

Sekizinci bölüm Finlandiyalıların Orduya “Kışla Hayvanı” bakış açısının değiştirilmesi gerektiğinden hayatlarının en parlak döneminde askere gelen gençlerin çoğunun okuma yazma bilmeyen halk ve toplumu ilgilendiren konulardan uzak oluşunun değiştirilmesi gerektiğinden, yeni Fin ordusunun inşasından söz edilir.

Dokuzuncu bölüm İngiltere’nin Napolyon’u yenmesi sonucu Avrupa’da uzun zamandır süren savaşların son bulmasıyla birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Finlandiya’da da gençlerin İngiliz kültürüne hayranlığı arttı tabi bunlarının başında da Futbol geliyordu. Bu bölümde de Snellman üzerinden gençlere seslenilmektedir. Futbola ilgi duyan gençlerin eğitimlerine önem vermediklerinin ve bunun sonucunda genç neslin eğitimsiz olarak yetişeceğinden endişe edilir. Finlandiya gençlerinin diğer ülkeleri futbolla yenmemesini aynı zamanda Almanları, Fransızları ve İngilizleri beyniniz, kalbiniz ve iradenizle, bilim, ustalık, ticaret, zanaat, adil hukuk düzeni gibi alanlarda, ülke refahının arttırılması için halkın verdiği mücadelede yenmeleri gerektiği aşılar.

Onuncu bölüm bu bölümde Snellman ve arkadaşları Finlandiya halkının uyanmasına dair bütün umutlarının genç neslin iyi yetiştirilerek, eğitilmesine bağlamışlardır. Snellman çocukluk dönemi için, çocuk aklı ve kalbi, bakımsız tarla gibi boş kalıyor çünkü oraya hiçbir iyilik tohumu saçılmamış. Kendilerine iyilik, doğruluk ve sevgiden bahsedilse de bunlar kalıplaşmış, sıkıcı ve soğuk ifadelerle anlatılmaktadır. Onları çok iyi yedirip içirip, giydirmek yeterli değil onların zekası ve kalbinin temizliği konusunda çok az kafa yorduklarından söz eder. Snellman ve arkadaşlarının köyleri ve Pazar yerlerini gezip konuşmalar yapmasıyla Finlandiya’da ebeveyn toplulukları kurulduğunu anlatır.

On birinci bölümde Snellman önderliğinde herkes işin kulpundan tutmuş kültür misyonerleri olarak Finlandiya’nın kalkınması için çalıştığından söz eder. Tatlı kral lakaplı zengin tüccar Yarvinen’den de bu bölümde bahsedilir. Aydın kesimin eksik yönlerine dikkat çekilirken sorunun kaynağına inilir. Yarvinen’in yokluktan nasıl var olduğunu anlatılıp bu tür mucizevi dönüşümün her bir ülkede ve vilayette, hatta en ücra yerlerde dahi yaşanmasının imkansız olmadığı gözler önüne seriler. Bunun için gerekli olan sadece sihirli ellere, ileri görüşlü, büyük yürekli insanlara, yorulmadan çalışan kültür emekçilerine ihtiyaç olduğu mesajı verilir.

On ikinci bölüm Köylülerden söz edilir; Ziraat, hayvancılık, tuğla yapımı kağıt ve kumaş üretimi gibi alanlarda gelişmeye önem verilmiş fakat milyonlarca emekçinin, beyni, kalbi, sağlığı ve hayat koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini kimse düşünmemiş ve düşünmek istememiştir. Bu bölümde köylülere yapılan haksızlıklardan söz edilmekte ve halkın büyük bölümünün eğitimsiz olması devlet eliyle yapılan kötülük olduğunu ilkel halkların fakirlik ve yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmalarının nedeni sahip oldukları topraklarının zenginliklerinden faydalanmamaları dır der.

On üçüncü bölümde Papaz McDonald’ın halk tarafından “Güneş Kitabı” adı verilen kitaptan ve etkilerinden söz edilir. Aslen İsviçreli olan papaz McDonald Finlandiya halkının gelişmesi için bir yol haritası sunar. Grigoriy Petrov kitabın son bölümünde Slavlara şu tavsiyelerde bulunur; Kendimize ve halk kitlelerine çalışkanlık, azim ve disiplin, güçlü irade aşılayalım, bu özelliklere sahip nesiller yetiştirelim der. Grigory Petrov’un yaşamı boyunca başta Rusya olmak üzere birçok ülkedeki halkları etkilediği bilinmektedir. Grigoriy Slav halklarının gelişmesinde rol model olmak için aslında bu kitabında da yol gösterici olma amacı gütmüştür.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde Romanının Konusu

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, çetin doğa koşullarına, yoksulluğa ve her türlü imkansızlıklara rağmen Finlandiya’nın bir grup aydın tarafından kalkındırılmaya çalışılmasını konu edinir. Profesörlerden, din adamlarına, öğretmenlerden doktorlara kadar her meslek grubundan insanın canla başla mücadele ettiğine şahit olunan bu yapıtta verilen büyük mücadele bütün insanlığa örnek olacak kadar anlamlı olması ile de bilinir.

Kayalıklar ve bataklıklar ülkesi olarak bilinen iki milyon nüfuslu Finlandiya’da yaşanan kalkındırma mücadelelerini anlatan Beyaz Zambaklar Ülkesinde, geleceği parlak bir aydın olan Snellman’ın ağzından bölüm bölüm olarak okuyuculara aktarılmaktadır.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde Romanının Özeti

Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı esere göre 1811 yılında kadar İsveç’in egemenliği altında bulunan Finlandiya’da ticaret, okullar, kiliseler, iktidar ve sanat İsveçlilerin yönetimine göre işlemektedir. Ülkenin öğretmenleri, askerleri ve doktorlarının tamamı da yine İsveçlidir ve İsveçliler sürekli olarak Finlandiyalıları küçük görmektedir.

Bir gün ülkeler arasında gelişen anlaşmazlıklar neticesinde Rusya Finlandiya’ya saldırır ve ülkenin yarısını ele geçirir. Dönemin Rus Çarı, Finlandiya halkına geçmişte ellerinde bulunan bütün hakları geri vereceğini beyan eder ve bu olay neticesinde Finlandiyalılar da kendi öz kültürlerini hiçbir kısıtlama olmadan geliştirmeye ve yaygınlaştırmaya başlar. Fin kültürünü yayma görevini ise Johan Wilhelm Snellman ismindeki zeki bir aydın üstlenir.

Snellman, yeni nesil Fin aydınları içerisinde en gözde ve en çok umut veren temsilcilerden birisi olarak ön plana çıkar. Finlandiya’nın gelişmesi adına büyük bir mücadele verir ve bunun için de ilk olarak ülkenin aydınları ile konuşur. Aydınlardan mütevazi olmalarını ve Finlandiya halkını küçük görmeden bildikleri her şeyi onlara anlatmalarını ve halkı bilinçlendirmelerini rica eder.

Snellman, aydınlarla konuştuktan ve onları yönlendirdikten sonra bu defa öğretmenler ile görüşmeye başlar ve onlardan halkı bilinçlendirmeleri konusunda destek ister. Din adamlarına da ulaşan Snellman, halkı eğitme konusunda desteklerini alır ve bunun üzerine din adamları halkı motive ederek ülkenin kalkındırılması amacıyla önemli çalışmalara başlar.

1816 yılına gelindiği zaman ise Finlandiya ve Rusya yeni bir anayasanın altına imzalarını atar. Bu imza ile birlikte parlamento sistemi yeniden hayata geçer. Finlandiya’da yaşayan pek çok devlet memuru ülkenin her yerinden Helsinki’ye gelmeye başlar. Bu sayede devlet yönetiminde yer alan İsveçli devlet adamlarının sayıları azalır ve yerlerine Finlandiyalı devlet adamları gelir. Snellman bu aşamada da devreye girer ve devlet adamlarına vatandaşların adalet duygusu güçlü bireyler olarak yaşayabilmeleri için destek olmaları gerektiğini öğütler ve adalet konusunda devlet adamlarından yardım talep eder.

Snellman askeri eğitime de büyük önem gösterir ve ordu içerisinde çeşitli eğitimler verir. Finlandiya’da yaşayan tüm ailelerin oğullarını askere göndermelerini ister ve aileleri bu konuda yönlendirir. Kışlalarda ise bilim, kültür ve daha birçok konuda askerleri bilinçlendirerek ülkeleri için çok daha yararlı birer birey olmalarına imkân verir.

Sonuç olarak Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı eserde Snellman’ın halk üzerinde meydana getirdiği tüm bu küçük değişimler sayesinde Finlandiya’nın yavaş yavaş kalkındığı ve gelişmiş ülkeler arasında girmeyi başardığı görülür. Bir zamanların bataklıklar ve kayalıklar ülkesi olan Finlandiya, Snellman ve çevresindeki bir grup aydın sayesinde artık tarım yapılan ve ekonomisi ile refah düzeyi hızla gelişen bir ülke haline dönüşür.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde Romanının Karakter İncelemesi

Johan Wilhelm Snellman: Fin kültürünü yaygınlaştırmak ve ülkesini geliştirmek isteyen ileri görüşlü ve zeki bir aydındır. Derin bir filozof oluşunun yanı sıra aynı zamanda oldukça ünlü bir siyaset adamıdır.

Jarvinen: İşsiz bir fakir iken azimle çalışması sonucunda reçel fabrikaları kuran Jarvinen, zamanla ülke içerisinde Reçel Kralı şeklinde anılmaya başlanmıştır. Tüm Finlandiya’nın tanıdığı meşhur ticaret adamlarından birisidir.

Karokep: Reçel Kralı olarak bilinen Jarvinen’in çocukluk arkadaşıdır. Azılı bir suçludur ve çevresindeki herkese korku saçar. Tanrının nerede olduğuna dair olan merakı nedeniyle sürekli kiliselere saldırır ve rahipleri öldürerek bunu sorgular.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde Özet

1- Tarihten İbret almak

Yıllar önce Moskova devlet tiyatrosunun duvarlarında, büyük çatlaklar meydana geldiğini farkına varmışlar. Binanın yıkılması ve çevresine zarar verme tehlikesi ortaya çıkmış. Mühendisler bu çatlakların sebebini araştırmış bina inşa edilirken, zemin sağlam olmadığından, tahta  kazıklar çakılmış kalın taş duvarları bu kazıkların üzerine örmüşler. Çatlakları gören mühendisler tehlikeye karşı ne yapmaları gerektiğini düşünmeye başlamışlar. Kazıkların yerini granit taşları yerleştirmişler böylece devlet tiyatrosunu eski binası sağlam temeller üzerinde durmaya  başlamış. Memleketlerde sarsıntılara ve yıkıntılara meydan vermeden, halkın yönetimi daha çok bilgi ve düşünce isteyen daha adaletli yollara başvuruluyormuş. Eski devlet yaşama gücünü kaybetmiştir. Devlet yıkılmaya mahkûm olmuştur. İdareciler  iyi kötü kahraman ve zalim ne olursa  olsunlar onlar kendi devletlerinin birer aynasıdır diye düşünmektedir. 

2- Kahramanlar ve Millet 

Carlyl kahramanlar ve tarihte kahramanlıklar eserlerini ve  kültürünü anlatır. Kahramanlar mı milleti yönlendirir yoksa kalabalıklar mı sorusuna cevap aramaktadır.  Carlyle milletleri Napolyon, Sezar gibi kahramanların elinde şekillendiğini düşünürken Lev Tolstoy ise tamamen bunun aksine iddia etmektedir.  Carlyle’a göre millet kahraman olmadan bir saman yığını gibidir. Tolstoy ise tarihi bireylerin yönlendirdiğini, kalabalıkların içindeki küçük adamların kahramanı ve tarihi oluşturduğunu söyler. Bir millete hareket gücü ortaya  çıkıp yürüyünce, millet kendiliğinden harekete geçiyor diye düşünmektedir. 

3- Suomi’nin Tarihi 

Bu bölümde 3,5 milyonluk Finlandiya’dan bahsedilir. Finler kendilerine Bataklık arazi anlamına gelen  Suomi demektedir.  Ülke  yoksuldur. İsveç ve Rusya bu ülkeyi s işgal etmiş,  Finliler nihayetinde Rusları tercih etmiş,  Rus egemenliği altında, eski efendileri İsveçlilerle birlikte kültürlerini yaşatmaya çalışmışlardır. 

4- Yükseliş Önderi Snelman 

Ohan Wilhelm Snelman (2 Mayıs 1806- 4 Temmuz 1881)  Snelman dönemin büyük bir bilim adamı, derin bir filozofu ve ünlü bir siyasetçisidir. Snelman da papazlara seslenmiştir. “Bütün Suomi’yi büyük bir aile kabul ediniz. Bütün ülkeye de o gözle bakınız. Unutmayınız ki, en yoksul kömürcü, kantarcı, hizmetçi ve dul kadın, bütün bir Fin milleti, sizin kardeşleriniz, hemşerileriniz ve yurttaşlarınızdır. Bunları eğitmek ve uygarlıkta daha kadim olan milletlerin arasına sokmak sizin görevinizdir. Unutmayınız ki, halkın cehaleti, kabalığı, alkol düşkünlüğü, hastalıklı oluşu, sefaleti, kötü ahlâklı oluşu, bütün bunların hepsi sizin kendi utancınız ve suçunuzdur!”

Senelman  şunları düşünmekte ve dilşe getirmektedir.  “Bazı devlet adamları, İsveçlidir. Görev saatlerinde kahve, sigara, içer arkadaşlarıyla sohbet ederken  toplantı var diye halka açıklama yapar. Vatandaşlarda memuru bekleyemez  evlerine gider. “

5- Eğitimci Memurlar

İsveç  eğemenliğinde  en kötü memurların Finlandiya’ya gönderildiğini ilişkileri yozlaştığı anlatılır.  Memurlar halkı eğitmeli, kendilerini yetiştiren topluma ahlaklı davranmalıdır.“Bu memurlar kendilerine müracaat edenleri bekletir,  halka bağırıp çağırırdı. Halk saatlerce bekledikten sonra işini yaptıramadan dağılırdı” der. Kanunsuzluğun en büyük öğreticisi kimlerdir, bilir misiniz? diye sorar ve yanıtlar: Memurların ta kendisidir. Yasayı uygulamakla yükümlü olanlardır. Halka, yasalara itaat etmenin yollarını ve çarelerini memur öğretir”Böyle memurlar yerine Finlandiyalı öğretmenleri yetiştirmeye başlamışlar. 

6- Halk Okulu: Kışla 

Fin ordusu millileşmeye başlamıştır.  İsveçliler zamanında askerlerin çoğu Finli iken, rütbeliler erlerin yiyecek ve yakacaklarını az verir askerlere kötü davranırlardı.   En ağır küfürlerin edilmesi sıradan olay iken  bir süre sonra her şey tamamlanmaya  değişmeye başlamıştır. Yeni dönemin kışlası, başka bir kışla olacaktır!” diyerek ant içmişlerdir. Biz kışlayı bir halk okuluna dönüştüreceğiz. Hatta bir üniversite haline getireceğiz. Öyle ki, her bir asker, kışlada yaşadığı günleri yaşamı boyunca sevgi ve övgüyle ansın”Erler her gün kışlada  banyo yapmaya mecbur tutulmuş. Herkes ayakkabılarını temizlemeye başlamış, çevre temizliğine dikkat edilmiş, artık küfür edilmez hale gelmiştir. Ülkenin her tarafından aileler yaramaz çocuklarına: askerlik zamanın gelse de askere gitsen de kışla seni adam etse demeye başlamıştır.

7- Futbol 

Finlandiya’da da futbol popüler olur. Bir süre sonra futbol salgını başlamış. Futboldan zevk alanları bir ibadet şekline sokulmuştur. Snelman futbol şenliğinde halka konuşma yapmaya başlar. Fin gençliğinin sporla uğraştığını seviniyorum demiş. . Bunun üzerine aileler yeni yetişen nesle uygun terbiye vermeye başlamış. Anneler babalarda çocukların yaramazlığını ahlaksızlığını şikâyet ederlermiş. Snelman da “ anneler işlerini yapar babalarda kahvehanelerde iskambil oynarken çocuklarla ilgilenmeyip, haydi bir kenarda kendi başınıza oynayın derlerdi. Bu şartlar altında büyüyen çocuk kötü yetişmesi şaşırmamalıdır”  demiştir. Ancak yazar Petrov “ güçlü bacakların değil, kafaların “ ihtiyacına vurgu yapar. Herkül gibi, vücudu büyük ancak kafası küçük birer heykel değil; Sokrates gibi beyni kafasının içine sığmayacak bilginler olmalarını öğütler. 

8- Anne – Baba Ve Çocuklar 

Çocukların eğitiminde ailenin önemine dikkat çekilir. Anneler ve babalar çocuklarına öğütledikleri şeyleri önce kendileri yapmalıdır. Ailesi tarafından eğitim verilmemiş çocukları sürülmemiş tarlalara benzetir. Her çocukta potansiyel vardır yalnız eğitim onu ortaya çıkarabilir. 

9- Halk Üniversitesi 

Üniversite profesörlerinin çiftçi, avukat, zanaatkâr gibi toplumun çeşitli kesimlerinden insanlarına konferanslar vermesi anlatılır. Üniversitenin halka inmesi sayesinde toplumun çocuklarındaki potansiyel ortaya çıkacaktır. Üniversiteye gelen bilgiye aç vatandaşlar, profesörlerin güdüleyici konuşmalarını dinleyerek toplum eğitiminin içinde yer alabilecektir. 

10- Jarvinen’nin Söylevi 

Reçel kralı Jarvinen olarak anılan bir kişinin konuşması işlenir. Bu kişi işsiz bir garibanken işini iyi yapıp azimle çalıştığı için reçel fabrikaları kurmuş, reçel kralı olarak adlandırılmıştır. Bütün Finlandiya bu kişiyi tanımaktadır. Jarvinen de yoksul olduğu zamanları anlatarak Finlandiya’da birçok Jarvinen olduğunu, yalnızca onlara bilgiyi sunmak, imkan tanımak gerektiğini söyler. 

11- Haydut Karokep 

Jarvinen öğretmenlere hitap eder. Azılı bir suçlu olan çocukluk arkadaşı Karokep’i hatırlatır. “Beyler! 25 yıl önce, bütün Finlandiya’yı dehşet ve heyecana bırakan Johan Karokeni hatırlıyor musunuz. Karokep bir hırsız ve hayduttur. Polislere meydan okuyarak hırsızlık yapar adam öldürürdü. Karoke kurşunlardan biriyle ağır bir şekilde yaralandı öldü. Arkadaşları cesedini sakladı herkes böyle düşünüyordu. Beyler! Karokep sağ! Geçen sene İtalyada onu gördü onu tanıyamadım ama o beni, tanıdı Karaokep bir gün papazın yanına gitmiş papaz efendiyi arıyorum demiş papa ne yapacaksın diye sorduğunda dini bir iş için geldim kendisini görmek istiyorum papz kapıyı açtı kapının önünde durup beni tanıdın mı? Diye sordu. Karoke papaz son zamanlarda hafızam zayıfladı papaz buyurun içeri girin dedi. Papaz bir sey alır mısın dediğinde Karokep sarap getir dedi Karokep ağlamaya başladı. Beni affedin niyetim sizi öldürmek için buraya gelmiştim dediğinde Karokep papazı: oğlum sen tanrıyı kendin gi bi sanarak onunla uğraşmaya kalkışmışsın tanrı senin gibi canilere benzemez dedi papaz  ve Karokep bundan sonra namuslu,  çalışıp para kazanmaya baktı. 

12- Jarvinen, Okunen Ve Gulbe Nasıl Kral Oldular 

Daha sonra Robinson, Jarvinen, Okunen ve Gulbe’nin başarı öyküleri anlatılır. Ey Fin kardeşler, milletimizi oluşturan 2 milyon Fin Robenson denen çocuktan daha güçsüz, daha iradesiz, daha akılsız mıdır? Hayata ve insanlara karşı görevinizin neden ibaret olduğunu düşününüz. …

13- Köylüler, İşçiler Ve İmalatçılar 

Kalabalık halk kitlelerinin kültürden yoksun bırakılması herkesin felaketi demektir. Tarih kitapları zengin kesimin mücadelelerini anlatır. Hâlbuki halkın çoğunluğu hem işleri yapmakta, hem de hiç bahsedilmemektedir. Onların kültürsüz oluşu da toplumun tüm kesimlerinin çöküşü ile sonuçlanır.

Ormandaki ağaçlar nasıl bahçedeki gibi canlı bir ağaçsa, halkın her ferdi de yüksek tabakaya mensup insanlar gibi bir insandır. Onlar da yaratılırken eşit ve akıllı yaratılmışlardır. Snelman, bütün köylülerin, işçilerin, imalatçıların ve bütün halk kesimlerinin her yönden aydınlanmasını, öğrenim ve öğretimini hayatının en önemli görevi saymıştır. 

14- Satılmış Yazar  

Snelman bir gün Avrupa yolculuğunda yaşadığı olaylarda ahlatırdı. Berlin’de bir Avusturyalı yazarla tanışmış bu yazar ırk yönünden asil bir Slav olduğu halde Almanca yazarmış Slavlara akıllı ve sert alman  terbiyesi gerekliymiş yazar parlak bir eğitim görmüş bu yazar sadece zevk ve eğlenceye düşkünmüş. Yazar ahlak duygusunu hemen hemen kaybetmiş. Güzellik ve doğruluk arayanların aklına şaşarmış. Kendini suçlayanlara ben güzel yazıyorum Almanlarda iyi para veriyor dedi. Ertesi gün Snelmana  bir mektup gelmiş: yazar kendisine siz benim ruhumu tersine çevirdiniz. Artık benim hayata tahammülün kalmadı yaşadıklarından artık nefret ediyorum demiş. Snelman mektubun kimden geldiğini tanıyamamış. Son ayda çıkan viyana gazetelerine meşhur yazar kaza sonucu  ruhunu teslim etmiş, haberini alınca mektubun kimde geldiğinde haberi varmış. Snelman bu duruma çok üzülmüş. 

15- Kendini Halkın Sağlığına Adayan Doktor 

Snelman bir konuşmasında halka: halk için yüreği  sızlayan ve okuma yazma bilen herkes kitap okumalıdır. Körlerin gözünü açar ruhunu tamamen körleşmemiş kimseye utancından kızartır. Diyormuş.  Köylüler hep aynı elbiseyle çalışır, yemek yer ve yatarmış. Seneler geçer banyo yüzü görmezlermiş. Üstleri başları bit pire doluymuş. Köylüler sıkıntı çeker genellikle üşütür verem olurmuş. Tuvaletlerin yakınında sular mikropluymuş. Tifonun arkası kesilmezmiş. Halk doktora gittiğinde halk: bu iğneleri niçin yapıyorsunuz? Çocukları tedavi etmeyin de ölsünler aç insanların sayısı azalmış olur demiş. Doktora kızarak doktor şehide oturanlara, basın mensupları, politikacılara, bilim ve sanat adamlarına çağrıda bulunuyormuş ve onlara beyler ne zaman kadar saklambaç oyununa devam edeceksiniz. ? millet için , vatan için medeniyet için., ne yapıyorsunuz ? Henüz vakit varken halkı  ve ülkeyi kurtarın! Halkın arasına girip onları tedavi edin. Çocukları okutup terbiye edin doktor bunu söyleyince: herkes parti kavgalarını bireysel entrikalarını bir tarafa bırakarak milletin sağlık korunmasıyla ilgilenmeye başladı köylülerin evlerine doktorlar tek tek    muayene etmeye başlamışlar. Verem kurbanları azaldı bronşitler  nezleler öksürükler ortadan kalktı. Ülkede çalışanlar arttı. Daha çok kazanmaya başladığı için iyi besleniyorlardı. Bir gün geldi sağlık seferberliğini uyandıran doktor öldü. Halkın sağlığını koruyan doktorun ölümü büyük bir üzüntü uyandırdı. Köy delikanlılardan biri bir tabutun yanına gelip şu sözleri söyledi. Millet senin heykelini dikmek istiyor fakat senin en güzel heykelin bizleriz. Bizler hep yeni millet hayatını ürünüyüz. Milleti sağlığı için çalışıp didinen büyük kahramanın adı sonsuzluğa kadar övülsün. Demiştir.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde Arka Kapak

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Mustafa Kemal Atatürk zamanında Türkçeye ilk kez çevrildi. Atatürk, kitabı okuduğunda bu destansı başarıya tek kelimeyle hayran olmuştu. Derhal kitabın ülkedeki okulların, özellikle askeri okulların müfredatına dahil edilmesini emretti. Türk askerleri ülkelerindeki “yaşamı yenilemek” için mutlaka bu kitabı okumalıydılar. O vakitler, kitap o kadar çok ilgi gördü ki, Kuran-ı Kerim’den sonra en çok okunan kitap haline geldi.

Bu kitap tüm yoksulluğa, imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan işadamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiya’yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde Kitap Açıklaması

Rus edebiyatının büyük yazarlarından Grigory Petrov tarafından kaleme alınan Beyaz Zambaklar Ülkesinde, her sayfasında altı çizilecek önemli dersler veriyor. Dünya klasikleri arasında yer alan roman, uzun yıllar farklı ülkelerin egemenliğinde yaşamış bir toplumun kendi ayakları üzerinde kalkınmasını konu ediniyor. Hayatının önemli bir kısmını Finlandiya’da yaşamış olan Petrov; eserinde ülkenin ekonomiden eğitime, sağlıktan tarıma kadar birçok farklı alandaki gelişimini destansı bir anlatımla ele alıyor.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde, medeniyete tuttuğu ışıkla her millet ve kültürden insanın okuması gereken eserler arasında yer alıyor. Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de başucu kitaplarından olan eser, Türkiye’nin kurtuluş öyküsüne de ilham kaynağı oluyor. Atatürk’ün talimatıyla okulların müfredatına da dahil edilen kitap, vatan bilincinin oluşması ve toplumsal gelişim için önemli bir kılavuz niteliği taşıyor.

Finlandiya Halkının Azmine Hayran Olacaksınız!

Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı eserinde Petrov, 20’nci yüzyılın başında Finlandiya’nın Rusya’ya karşı verdiği bağımsızlık mücadelesini tüm yönleriyle ele alıyor. Kitap; bataklık bir bölgenin, üzerinde beyaz zambakların açtığı güzel bir alana dönüştürülmesini hem gerçek hem de sembolik yönüyle anlatıyor.

Bugün dünyanın gelişmiş ülkelerinden olan Finlandiya’nın sahip olduğu refah ve kültür düzeyi, halkının çalışkanlığı ve azmine dayanıyor. Fin halkının kurtuluşunu ve yükselişini sağlayan ortak bilincin oluşturulmasında ise Snellman büyük rol oynuyor. Romanda Finlandiya’nın gelişimi, 1806 ila 1881 yılları arasında yaşayan Finlandiyalı filozof ve devlet adamı Johan Vilhelm Snellman’ın ağzından anlatılıyor.

Ülkenin önce eğitim sisteminden başlayarak her alanında iyileşme sağlamak için çalışan Snellman, tüm ülkenin seferber olmasında öncülük ediyor. Aydınlardan devlet adamlarına, din adamlarından ordu mensuplarına, çiftçilerden halkın çeşitli tabakalarına kadar herkesin yer aldığı bir kalkınma hamlesi başlatıyor. O dönemki faaliyetlerinden dolayı “Halk Öğretmeni” unvanı alan Snellman, bugün dahi dünyanın en iyi eğitim sistemi olarak değerlendirilen Finlandiya Modeli’nin kurucusu konumunda yer alıyor.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde Kitap Yorumları

Eser, Finlandiya’ya sürekli gidip gelen Rusya’nın bilinen papazlarından biri olan Grigory Petrov’un (1866, Rusya – 1925, Paris) gözlemlerinden oluşur. Onun gözünden Finlandiya’nın bataklıktan nasıl bir ülkeye dönüştüğünü, ekonomi, spor, sağlık, kültür, bilim, eğitim gibi birçok alandaki değişimi ortaya koyarak anlattığı bir eserdir. Bizde de öyle bir geçiş dönemi olması hasebiyle ulu önderin dikkatini çekmiş ve askeri okulların müfredatı na girmesini istemiştir.

Kitap malumunuz Finlandiya’nın diriliş hikayesini anlatır. Ekonomi, sağlık, kültür, eğitim gibi bir çok alanda öncesi sonrası ve aradaki geçişi yansıtması, somut bir örnek eylemiş kitabı. Dirilme ve diriltme ruhunu istemeseniz inanmasanız dahi aşılıyor size. Okuyanların bence düşünmesi gereken bir husus, bu diriliş bizim topraklarımızda bizim koşullarımızda nasıl yaşatılabilir olmalı.

Ve lütfen biri size bana okuyacağım bir kitap önerir misin deyince, Beyaz Zambaklar Ülkesinde’yi eline tutuşturuverin. Bir yerde bir liseli görürseniz çantasına gizlice de olsa koyun. Sevgilinize hediye olarak alın.

Merhaba arkadaşlar! Bugün sizler ile birlikte Grigory Petrov’dan son okumuş olduğum Beyaz Zambaklar Ülkesinde’yi incelemek, daha doğrusu ele almak istiyorum. Biliyorum, belki birçoğunuzun aklından, burada da herkes hep aynı yazarların eserlerini okuyor düşüncesi geçiyor olabilir, ama inanın ben bu kitabı okumayı belli bir sebepten ötürü daha önceden planlamış olsam da, işlerimin yoğunluğundan ve bazı isteklerden dolayı ötelemiştim diyebilirim ve kısmet bu güzel Aralık ayınaymış. Sanırım bu kitap için en uygun zaman Aralık ya da soğuk kış günleridir diyebilirim çünkü Finlandiya’yı ve bulunduğu coğrafi ortamı biraz olsun anlayabilmek de soğuk havadan geçer düşüncesindeyim. Neyse, lafı sözü çok ballandırıp, aşırı tatlandırmadan konuya geçelim o zaman! İşte size Finlandiya ve Finlandiyalı “Yaşam Mimarları”.

Bu kitap tüm yoksulluğa, imkansızlıklara ve elverişsiz doğa koşullarına rağmen, bir avuç aydının önderliğinde; askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan iş adamlarına kadar, her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek, Finlandiya’yı, ülkelerini geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl büyük bir mücadele verdiklerini, tüm insanlığa örnek olacak biçimde gözler önüne sermektedir.
Beyaz Zambaklar Ülkesinde, bataklıkta bitap düşmüş bir ülke olan Finlandiya’nın, tüm olumsuz şartlara rağmen bir beyaz zambaklar ülkesine dönüşümünü konu alıyor. İnce çizgilerle işlenen kitabın içeriğinde halktan aydınlara, aydınlardan iş adamlarına kadar her sınıfa hitap ve mesajlar bulunuyor. Finler ülkelerine bataklık arazi anlamına gelen Suomi kendilerine de Suom adını vermiştir. İşte bu durumdaki bir ülkenin kurtarıcısı olarak gösterebileceğiniz Snelmanın ülkeyi geliştirmek adına verdiği mücadeleyi anlatmaktadır. Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabının Türkiye’de yayımlanarak raflarda yer alışı, oldukça etkileyici bir geçmiş taşıyor. Kitabın Türkçeye ilk defa çevrildiği tarihler, Mustafa Kemal Atatürk zamanına tekabül ediyor. Çevirisi ilk defa yapılan kitabı okuyan Atatürk, kitaptan çok etkileniyor ve duyduğu hayranlığı açıkça belli ediyor. Kitabın okullarda ders olarak işletilmesinin uygun olacağını düşünüyor ve bilhassa okul müfredatına alınmasını emrediyor. Kitabın başında bir söz var Atatürk’ün düşüncesi bu yöndeydi sanırım.

Harika bir eser yorum anlatım akıp gidiyor adeta hiç bitmesini istemediklerimizden hani .. Türk eğitim camiası muhakkak okumalı.

Uyanmak ve harekete geçmek istiyorsanız sizin için en büyük motivasyon kaynağı olabilecek bir kitap

Grigory Petrov – Beyaz Zambaklar Ülkesinde Özet

Kitabın Yazarı: Grigory Petrov
Kitap Türü: Yabancı Romanlar
Yayınevi: Koridor Yayıncılık
Yayınlandığı Yıl: 1923
Sayfa Sayısı: 240
ISBN: 9789944983990

Beyaz Zambaklar ÜlkesindeBeyaz Zambaklar Ülkesinde Kitap ÖzetiBeyaz Zambaklar Ülkesinde ÖzetGrigory PetrovKitap ÖzetiKitap ÖzetleriKoridor YayıncılıkRoman ÖzetiRoman ÖzetleriYabancı Romanlar

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.